tom hooper etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
tom hooper etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20 Ocak 2013 Pazar

"Zoraki Kral" Kekemeliği Yenebilecek Mi???

İzlediğim en bayık filmlerden filmlerden birinin tv'de yayınlanacağını duyunca, sosyal sorumluluk adına yazmam gerektiğini düşündüm.

2010 yapımı "Zoraki Kral" (King's Speech) adlı filme bir bakalım. İngiltere Krallığı'nın iki Prensinden küçük olan George, kemale ermiş yaşına rağmen bir sorununu çözememiştir: Kekemelik. Bu sebeple nereye gitse eline bir mikrofon tutuşturulan prensin en kısa konuşması bile 45 dakika sürmektedir. Bunu kendine dert eden prensin ders almadığı hoca kalmamış, hatta bir keresinde ağzında taşla konuşmaya çalışan prens ölümden dönmüştür. Prens bir gün karısı ile birlikte yeni bulunan hocayı ziyaret eder. Hocanın yöntemleri çılgınca gelir ama denemekten başka çare yoktur. Koskoca prens, kekemeliğini yenebilmek için kırk takla atar. Epey de yol kat eder. Bir gün Büyük Prensin (sürpriz bir gelişmeyle) kral olamayacağı anlaşılınca, bizim Prens George birden kral oluverir. Üstelik tam da Nazi işgaline beş kala. Kamu oyu, Kral George'dan önemli mesajlar beklemektedir. Herkes radyosunu açmış, yeni kralın ne söyleyeceğini merak etmektedir. Kral George'un eline yine bir mikrofon verilir. Acaba kral bu konuşmayı kekelemeden başarabilecek midir? 

Yaşanmış bir hikayeden yola çıkılarak yapılmış filmin yönetmeni, şu yenilerde çekilen "Sefiller"in de yönetmeni olan Tom Hooper. Kral 6. George'u canlandıran ünlü aktör ise bu filmdeki performansıyla "En İyi Erkek Oyuncu Oscar"ını alan Colin Firth.

Hikaye çok dramatik, ama film çok bayık. Tam bir festival filmi. İzle izle bitmiyor. Ama kekemelik sorunu olanlar için büyük bir umut kaynağı olabilir, o kısmına bir şey diyemeyeceğim.

Ben yürekten tavsiye edemiyorum ama siz bilirsiniz.

Hayata İyi Seyirler...

18 Ocak 2013 Cuma

"Sefiller" Müzikali Nasıl Bir Film???

Şu hayatta kimse durup dururken bir yerlere gelmiyor. 40 yıl düşünsem aklıma gelmez, Hugh Jackman'ı ve Russell Crowe'u müzikal bir filmde, hem de “Sefiller” müzikalinde izleyeceğim. Üstelik de kendi sesleriyle ve muhteşem performanslarıyla.

Filmin girişindeki 5-10 dakikanın seyrine doyum olacak gibi değil. Çünkü en az görsel şölen kadar olağanüstü bir besteyle de hafızalarınıza kazınacak bir sahne...
 (Hugh Jackman) ve Javert'in (Russell Crowe) ölümüne dövüştükleri sahnedeki müzikal kapışmaları da anlatılır gibi değil... Devrimci Marius ve yoldaşlarının direnişlerinin tarifi yok... Cosette'nin zavallı annesi Fantine'nin çaresizliği içler acısı... İnsanların açlıktan, hastalıktan ve pislikten süründüğü sahneler...

Size filmin konusunu anlatacak değilim, büyük usta Victor Hugo'nun muhteşem eserini defalarca okudum, kitaba çekilen tüm filmleri de izledim.

Müzikal seven bir millet olmadığımız da kesin. O yüzden iki buçuk saatlik bu uzun filmin bazı sahneleri sizi bayabilir. Filmin tüm şarkılarının da aynı güzellikte olmadığını söylemek zorundayım. Filmin sonu da kitaba nazaran biraz daha iyimser bitmiş.

Ama bu filmi izleyin. Bu filmi mutlaka ve mutlaka izleyin.

Hayata İyi Seyirler...