woody harrelson etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
woody harrelson etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

24 Ekim 2016 Pazartesi

"North Country" de Tek Başına...

Ben bir kadınım. Kadın bir çalışan olarak hep saygı gördüm. Öğrencilerim, öğretmen arkadaşlarım, idareci arkadaşlarım, velilerim, kısacası herkes tarafından saygı gördüm. Ama kadın çalışanların taciz edilmesine ya da saygısızlık görmesine dayanamıyorum. Özellikle bu filmde anlatıldığı türden olunca sinirden elim ayağım titriyor. Size filmden bahsedeyim.

north country ile ilgili görsel sonucuÖZET
2005 yapımı “North Country” (Tek Başına) adlı film dram türünde. Hikayeye göre Josey, iki çocuk annesi genç bir kadındır. Ama evliliğinde mutlu değildir. Eşinden gördüğü şiddete daha fazla dayanamayıp çocuklarıyla birlikte Minnesota'daki baba ocağına geri döner. Ancak Josey ve çocukları ne yazık ki baba evinde hoş karşılanmaz. Josey bir süre sağda solda üç kuruş paraya çalışır. Para pul yetmeyince daha iyi kazanabileceği bir işe girer: Maden ocağına. Esasen maden ocağındaki ağır çalışma şartları Josey'e zor gelmez. Ona asıl zor gelen pis terbiyesiz ahlaksız mikrop madencilerin cinsel tacizleridir. Josey uğradığı tacizlere dayanamayıp hak aramaya başlar. Maden şirketine dava açan Josey için geçmiş, gelecek ve bugüne dair korkunç yüzleşme süreci başlar.

KÜNYE
Filmde Josey'i Charlize Theron oynuyor. Kadının fena halde hayranıyım. Josey'in avukatı rolünde Woody Harrelson görülüyor. Josey'in en büyük tacizcisi rolünü ise Jeremy Renner canlandırıyor. Bu filmde iğrenç bir herif. Film aynı zamanda iki ayrı Oscar'a aday olmuş gerçek bir olaydan uyarlama bir film.

YORUM
Film içimi acıttı. Filmin pek çok yerinde taciz sahneleri var. Fakat eminim o madenlerde bundan çok daha fazlası yaşanmıştır.

Ben filmi yürekten tavsiye ediyorum. Özellikle kadınların kız babalarının yürek sızısızla izleyecekleri bir film. İzleyin, yüreğiniz kabarsın.


Hayata İyi Seyirler... 

18 Temmuz 2015 Cumartesi

"Bunraku" Bir Aksiyon ve Dövüş Filmi...

Film kanallarının birinde yatar ayak bir filme rastladım ve izlemeden geçemedim. Çünkü filmin başı acayip cezbediciydi. Son 25 dakikasına kadar zorlaya zorlaya izledim ama sonunda uykuya yenik düştüm ve devamını biraz önce bitirdim. Size filmden bahsedeyim.

Özet
Kötü Adam Nicola
2010 yapımı "Bunraku" adlı film bir çeşit aksiyon filmi. Hikayeye göre insanlık, icat ettiği silahlarla kendine o kadar zarar vermiştir ki savaşın birinde üç milyarı aşkın insan ölmüştür. Bu nedenle dünya liderleri bir karar alarak her türlü ateşli silahın ve kitle imha silahının yapımını ve kullanımını yasaklamıştır. Ancak bu durum bile vicdansız mafya babalarının dünya üzerinden silinmesine engel olamamıştır. Tüm çetelerin lideri olan soysuz Nicola öldürülmeden barışın gelme ihtimali de mümkün gözükmemektedir. Nicola'yı öldürmek içinse dünyanın iki farklı yerinden iki samuray kolları sıvarlar. Ancak ikisi de birbirinden habersiz ve bağımsız olarak...


Künye
Filmdeki samurayları Josh Hartnett ve Gackt oynuyor. Kötü adam Nicola'yı Ron Perlman ve samurayların akıl hocasını da Woody Harelson canlandırıyor. 

Yorum
* Filmde masalsı mı deseeeeem, çizgi romanımsı mı deseeeeem... Değişik bir hava var. Filmin bir efsaneden ilham aldığı düşünülürse bu durum normal gibi görünüyor. Sanki "Sin City" ye benzetmeye çalışılmış gibi ama maalesef başarılamamış.

* Oyunculuklar desen berbat. Hele baş rolü paylaşan iki oyuncunun ikisi de berbat. Şaşırdım doğrusu. Özellikle Josh Hartnett'in donuk ve tutuk performansı beni şoka soktu.

* Peki izleyelim mi derseniz. Pek tavsiye edebileceğim değil. Ama yine de siz bilirsiniz tabi.

Hayata İyi Seyirler...

P.S. Bunraku, Japon kukla kukla sanatıdır.
Bunraku

23 Ocak 2013 Çarşamba

"Zombieland"da Neler Olacak???

Reytinglerinin çok yüksek olması sebebiyle ilgimi çeken bir film izledim. Film hiç de tarzım değildi, ama bu tür filmleri seven çok insan olduğunu bildiğim için yazmam gerektiğini hissettim.

2009 yapımı “Zombieland” adlı filme bir bakalım. Amerika, zombilerin işgali altındadır. Heryerde özürlü özürlü bağırıp çağıran, her insanı yemeye çalışan ve yürüyen ucubeler kol gezmektedir. Zombie sayısı insan sayısını geçmiştir. Bir kere ısırılan bir insanın bir daha kurtulma şansı yoktur. Böyle bir ortamda, artık mahallesinde sağlam kalmış hiç kimsenin olmadığını anlayan Columbus (Jesse Eisenberg), pılını pırtısını bir valize doldurur ve oradan kaçar. Columbus yolda otostop yapar. Karşısına çıkan kişi Tall'dur (Woody Harrelson). Kendisi tam bir zombi avcısıdır. Yüzlerce zombi öldürmüştür ve bundan büyük keyif almıştır. Columbus ise o güne dek onlarca zombi öldürmüştür ama aslında tırsık ve kuralcı gencin tekidir. Öldürdüğü zombilerin hepsini can havliyle öldürmüştür. Bu uyumsuz ikili, yolculukta karşılaştıkları iki bebek yüzlü genç kız tarafından fena halde dolandırılınca, onları bulmak için peşlerine düşerler. İşte bu yolculuk onlara asıl düşman düşmanın kim olduğunu gösterektir.

Başta da söylediğim gibi, film hiç benim tarzım değil. Filmelerdeki mide bulandırıcı görüntülerden hoşlanmam ben. Ama bir zombi filminin komedi türünde olması hiç de fena olmamış. En azından filmi izlenebilir kılmış. Yine de tavsiye etmiyorum tabi ki. Ama ille de zombi filmi derseniz, başkasını değil, bunu izleyin.

Hayata İyi Seyirler...