jason stathom etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
jason stathom etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

16 Ocak 2013 Çarşamba

"13" Ölecek Mi???

Biz kadınlar için, erkeklerin dünyasını anlamanın imkanı yok. Ne kadar tanıyoruz desek de bambaşka dünyaların insanları olduğumuz her şekilde belli oluyor. İşte bunu kanıtlayan filmlerden biri.

2010 yapımı “13”e bir bakalım. Vince (Sam Riley), babasının ameliyat masrafları için yüklüce paraya ihtiyacı olan bir ailenin elektrikçilik yapan oğludur. Komşusunun karanlık yollardan yüklü paralar kazandığını iyi bilmektedir. Ancak o yollara nasıl girileceğini bilmemektedir. Bir gün o komşusu yüksek dozda uyuşturucudan ölünce Vince, bir fırsat yakalar. Sahte kimlik kullanarak komşusunun yerine geçer ve talimatlara uymaya başlar. İlk talimatlarla kendisine söylenen yere gider. Burası, ormanın derinliklerinde gizemli ve görkemli bir evdir. Evdekilere kendini tanıtır, ancak işverenler onun gerçek adam olmadığını anlarlar. Ama aşamada geri dönüş yoktur. Zaten bunun bir önemi de yoktur, zira işveren için ölecek adamın kim olduğu hiç önemli değildir. Bu evde zengin bahisçiler, Vince gibi adamlara rus ruleti oynatmakta, her turda yuvaya bir mermi daha ilave etmektedirler. Vince büyük para elde etmek uğruna büyük bedel ödemek zorunda olduğunu o an anlamıştır. Peki bu 4 turluk ölüm oyunda 13 numaralı formayı giyecek olan Vince, acaba nereye kadar gidebilecektir?

Filmde (başrol oyuncusu hariç) pek çok ünlüye rastlıyoruz. Jason Stathom ve Mickey Rourke bunlardan bazıları.

Filmdeki vuruşma anları çok çok iyi verilmiş. Oyuncuların psikolojileri, bahisçilerin acımasızlığı ve silahların takır takır patlaması çok iyi işlenmiş. Tamamen erkeklere hitap eden bir film. Ama filmin reytingleri çok yüksek değil. Çünkü film akıcı değil.

Yine de izleyin. Bu basit ama karmaşık oyun, ilginizi çekecektir diye düşünüyorum.

Hayata İyi Seyirler...

6 Ocak 2013 Pazar

"Seçkin Tetikçiler" Kimi Öldürürler???

Farkettim de ne kadar çok Jason Stathom filmi izliyorum. Ama n'apayım? Ben hep aksiyon izliyorum, en iyi aksiyon filmlerinde de Jason Stathom oynuyor. (Tabi bir aksiyon ne kadar iyi olabilirse:)) İşte o filmlerden biri daha.
2011 yapımı "Seçkin Tetikçiler" (Killer Elite) filmine bir bakalım. Danny (Jason Stathom) eski bir askeri harekat ajanıdır. Son derece zeki ve çevik biridir. Ancak bu işlerden kurtulamamış olan, zaten kurtulmak da istemeyen eski hocası Hunter (Robert De Niro) başını Arap emirleriyle belaya sokar. Vefalı Danny, önce Hunter'ı emirlerin elinden kurtarır. Sonra da peşlerindeki gizli bir askeri örgütün lideri olan Spike'ı (Clive Owen) atlatmaya çalışır. Ortam resmen kurtlar sofrasına dönmüştür. Bu işe bulaşanların hepsi hem avdır, hem avcıdır.

Karmakarışık bir film. Çok iyi takip etmek gerekiyor. Yaşanmış bir hikaye olması da çok enteresan. Bu ilginç hikaye, aynı zamanda Ranulph Fienne tarafından romana da uyarlanmış. Fena bir film değil. Oyuncu kadrosu çok güçlü. Ama usta oyuncu Robert De Niro'nun eline makinalı tüfekleri hiç yakıştıramadığımı söylemek zorundayım.

İzleyin, kafanız karışsın.

Hayata İyi Seyirler...

22 Aralık 2012 Cumartesi

"Tabanca" Kimleri Vuracak???

Size de olur mu? İçinizden bir ses konuşur, sonra yine içinizden başka bir ses daha konuşur.Sonra bu ikisi kafanızı karşıtırır sonra da sizi çileden çıkarıp "Eeeh yeter be" dedirtirler. İşte size böyle bir sıkıntının içine düşmüş birinin hikayesinin anlatıldığı bir filmden bahsetmek istiyorum.

2005 yapımı "Tabanca"ya (Revolver) bir bakalım. Jake Green (Jason Statham) 7 yıl hücre hapsine mahkum edilmiş bir suçludur. Hapiste geçirdiği 7 yıl boyunca iki yanındaki koğuşlarda kalan biri satranç ustası biri de dolandırıcı olan iki mahkumun eğitiminden geçer. Birbirlerini göremedikleri için sadece kitaplarla eğitim yapan bu üç mahkum bir taraftan da kaçma planları yapmışlardır. Ancak Jake, hayatının kazıklarından birini yemiştir. Çünkü diğer ikisi Jake'i yanlarına almadan kaçmışlardır. Hapishanedeki süresini tamamlayan Jake için ilk amaç,sıfıra inmiş parasını geri kazanmaktır. İyi bir kumarbaz olan Jake için bu hiç zor olmamıştır. Hatta parayı, kendisini içeri attıran Macha adlı mafya babasını kumar masasında soyup soğana çevirerek kazanmıştır. Küçük düşürülmeyi gururuna yediremeyen Macha elbette ki Jake'in peşine bir tetikçi takacaktır. Ama asıl sorun bu değildir. Asıl sorun Jake'in her adımını ön gören bir gücün olması ve ne söylese çıkmasıdır. Bu görünmez güç, Jake'in her adımını kontrol ettiği gibi, Macha'nın ve tetikçisinin de takipçisidir.

Bu kadar uzun bir özete ne gerek vardı demeyin, az bile. Bu film dışarıdan bakıldığında bir mafya, suç ve aksiyon filmi gibi görünebilir. Ama ben psikolojinin ve felsefenin bu kadar derin işlendiği başka bir film görmedim. ("Başka bir mafya filmi" demiyorum, "başka bir film" diyorum dikkatinizi çekerim.)

Film çok karışık. Hatta "kraamkışarık". (Filmin yönetmeni Sherlok Holmes'un yönetmeni Guy Ritchie, oradan anlayın.) Anlamak için bir kaç defa izlemek hepsinde de tam konsantre olmak şart. O yüzden seven çok sever, sevmeyen hiç sevmez, ortası yok. Siz iyisi mi filmi izlemek için sakin bir gün seçin, telefonunuzu kapatın, çocuklarınızı uyutun. Ama mutlaka izleyin. Böyle bir kurguya ve senaryoya her zaman rastlayamzsınız.

Hayata İyi Seyirler...

14 Kasım 2012 Çarşamba

"Tek" Olmak Mümkün Mü???

Aksiyon severim, fantastik severim, Jet Li'yi severim, Jason Stathom'ı daha çok severim. Hepsinin bir araya geldiği bir filmi izlemeyi daha da çok sevebilirdim; eğer "Tek" (The One) adlı film bu kadar kötü olmasaydı.

2001 yapımı filmin konusu şöyle: Jet Li'nin canlandırdığı Gabe Law eski bir MVA Ajanıdır. Yani evrenler arası seyahat iznine sahip eski bir polis. Gabe Law henüz bir ajanken, görevi esnasında başka bir evrendeki kendisi tarafından saldırıya uğrar ve kendini savunmak zorunda kalır, yani Gabe Law, öteki Gabe'lerden birini öldürür. Böylece ölen Gabe'in güçlerinin bir kısmı, hayattaki diğer Gabe'lere geçer. Bunu farkeden Gabe Law diğer 123 paralel evrende yaşayan Gabe'leri öldürerek gücüne küt katar. Geriye sadece bir Gabe kalmıştır. O da öldüğünde Gabe Law tüm evrenlerin en güçlüsü, en zekisi ve en çeviği, yani "Tek"olacaktır. Ancak biri onu durdurmalıdır. Bu iş için görevlendirilen kişi ise Jason Stathom'ın canlandırdığı bir başka MVA Ajanı Evan Funsch'tan başkası değildir. Peki Gabe Law'u durduracak olan asıl kişi kimdir, ve nasıl durduracaktır? Bu soruların cevaplarını filmi izleyerek öğrenmek daha mantıklı.

Filmin kurgusu çok başarılı. Suçluya dönüşmüş bir polis. Kötü adama dönüşmüş iyi bir adam. Zalimle dönüşmüş bir mazlum. "Tek" olmak isteyen "sıradan" bir adam. Hem de fantastik bir filmde.

Ama filmin eleştirilecek o kadar çok yanı var ki:
1. Böyle bir kurguyu bu kadar düşük bir bütçeyle çekmeye kalkarsan işte böyle olur. Senaryo bir oradan, bir buradan kırpılırsa, işte böyle kuşa döner.
2. Bitmek bilmeyen dövüş sahneleri ancak bu kadar can sıkabilir.
3. Jason Stathom gibi bir aktör ancak böyle harcanabilir. Zavallının oynadığı rol, herhangi bir aktörün oynayabileceği kadar basit ve derinliksiz. Hatta niteliksiz ve özelliksiz. Uygun kelime bulamıyorum.
4. Filmde aşk var, evlilik var, fedakarlık var, güven var; ama hepsi ite kaka; hatta zorlama.
5. Makyaj, kostüm, özellikle de saç şekilleri çok başarısız.
 
Ve daha anlatamayacağım bir sürü eksiklik. Oysa ki "Deja Vu" ile, "Pers Prensi" ile ya da "Kelebek Etkisi" ile kapışabilecek bir kurguya sahip. Ama harcanmış.

Olmamış yani, olmamış. Zaman kaybı diye düşünüyorum. Tavsiye etmiyorum. Yine de izlemek isterseniz siz bilirsiniz.

Hayata İyi Seyirler...