guy ritchie etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
guy ritchie etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

26 Ağustos 2016 Cuma

"U.N.C.L.E." Aksiyon Komedi Arayanlara Birebir...

Guy Ritchie geçen sene bir film çekmiş ve ben hiç fark etmemişim. Dün o filmi keşfettim ve bayıldım. Size filmden bahsedeyim.

Özet
2015 yapımı "Kod Adı: U.N.C.L.E." adlı film aksiyon türünde. Olay 2. Dünya Savaşı sonrasında Doğu Almanya'da başlar. Hikayeye göre Illya da bir KGB ajanıdır. Görevi, Gaby adlı tamirci kızı yakalamak ve Rus İstihbaratına teslim etmektir. Diğer taraftan Solo da bir CIA ajanıdır. Onun görevi ise Gaby'yi Ruslardan önce bulmak ve onu güvenli bir yere sevk etmektir. 
u.n.c.l.e the man from ile ilgili görsel sonucu
Gaby, Illya ve Solo
Genç kadına ilk ulaşan isim Solo olur. Görev tamam gibidir. Ancak ertesi gün ikisinin de patronları aynı masaya oturur ve Gaby'nin güvenliğini sağlamak için el sıkışırlar. Kızın güvenliğini sağlama işini ise Solo ve Illya'ya verirler. Birbirlerinden hiç hoşlanmayan iki düşman ajan artık birlikte çalışmak zorundadırlar.

Künye
Filmin Guy Ritchie filmi olduğunu başta söylemiştim. Beyefendi yine filme imzasını atmış. Filmin ona ait olduğunu bilmeseniz de izleyince anlarsınız. O kadar imza atmış. 

Filmde CIA ajanını Henry Cavill oynuyor. Rus ajan Illya'yı ise Armie Hammer canlandırıyor. Gaby rolünde ise yıldızı yükselen bayan oyuncu Alicia Vikander görülüyor. 

Yorum
Film çok eğlenceli. Esprileri gerçekten komik.

Aksiyonu da gayet yerinde. Aksiyonların artık fantastik düzeyde olduğunu düşünürsek en üst seviyelerde diyebiliriz. (En üstte Hızlı ve Öfkeliler var.)

Senaryo gayet yerinde ki zaten dizi uyarlamasıymış.

Filmde bir de Hugh Grant var. Beyefendinin ismini görünce tv'yi kapatasım gelmişti ama ilk defa bir rolüne yakıştığını gördüm. Yaşlılık da yaramış. Çok karizmatik olmuş.

Henry Cavill'i taktir ettim. Süperman'den sonra hiç imaj değiştirmeden başka bir rolü oynamak her yiğidin harcı değildir. Üstelik gayet başarılı.

Solo karakteri fazlasıyla James Bond olmuş. Zampara, zeki, karizmatik ve hızlı. Üstelik onca aksiyona rağmen elbisesinin ütüsü bile bozulmuyor. 

Illya karakterine hayran kalmamak mümkün değil. 

Peki filmi izleyelim mi? Elbette. Mutlaka. 

Ben sizi çok tutmayayım. Hadi gidin, izleyin. 

Hayata İyi Seyirler...

P.S. #1 Filmin ikincisi yolda. 2017'de gösterime giriyor. Filmin verdiği spoilera göre olay İstanbul'da geçecek. Hadi hayırlısı...

P.S.#2  Bu da filmin essssskiden çekilmiş dizisinden bir kare...

u.n.c.l.e tv series ile ilgili görsel sonucu

24 Şubat 2016 Çarşamba

"RocknRolla" Her Türden Suçun İşlendiği Bir Suç Filmi...

Quantin Tarantino o kadar güçlü bir yönetmen ki “Esprili bir suç filmi çekeyim” deseniz mutlaka onunkine benzer bir film çekmek zorunda kalırsınız. Birilerine öyle olmuş :)))

Özet
2008 yapımı “Rock n Rolla” aksiyon ve suç filmi türünde. Hikayeye göre (ki karmakarışık bir hikayesi var) Lenny Cole, Londra'nın en güçlü arazi mafyasıdır. O aralar bir Rusya'nın en ünlü Mafya babalarından Uri'nin işi de Lenny Cole'e düşer. Cole ve Uri önemli bir anlaşmaya imza atarlar. Anlaşmaya göre Uri, Cole' milyonlarca lira para verecektir. Cole de ona arsa temin edecektir. Anlaşmanın sembolü olarak Uri, uğurlu tablosunu Cole'e emanet eder. Cole tabloyu alır ve gururla ofisine asar. Ancak ne olursa ondan sonra olur. Cole tabloyu çaldırır; Uri de milyonlarca lira parayı. Tabi ikisi de meseleyi birbirinden gizlemektedir. Şimdi ikisi de yitirdiklerini bir an önce bulmak ve sahibine teslim zorundadır. Aksi halde ortalık fena karışacaktır.

Künye
Filmde pek çok tanıdık isim var. Gerard Butler ve Tom Hardy gibi. Ama özette değindiğim adamlar Tom Wilkinson ve Karel Roden tarafından canlandırıyorlar. Filmin senaristi ve yönetmeni ünlü “Snatch” (Kapışma) filminin de yönetmeni olan Guy Ritchie.

Yorum
Başta da dediğim gibi. Film ne yazık ki Tarantino filmlerinden çok etkilenmiş. Kopuk kopuk hikayelerin en son buluşması gibi; kötü adamların arasında geçen anlamsız ve boş konuşmaların çokluğu gibi; pek çok ünlü ismin tek filmde toplanması gibi öğeler yüzünden tam bir yansıma olmuş.

Özetle; Tarantino filmlerini seviyorsanız; bunu da seversiniz.


Hayata İyi Seyirler...

26 Aralık 2012 Çarşamba

"Kapışma"da Çingene Boksöre Ne olacak???

Bugün size yıllar önce izlediğim, ama dün yeniden izlediğimde ancak anlayabildiğim bir filmden bahsetmek istiyorum. Brad Pitt'in gençlik, Jason Stathom'ın tanınmamışlık dönemine denkgelen bir film, Baştan söyleyeyim, bu filmi özetlemesi çok zor. Çünkü çok karakter var ve çok karışık. Ayrıca ne söylesem spoiler verecekmişim gibi oluyor. O yüzden iyisi mi yapabildiğim kadarını yapayım.

2000 yapımı "Kapışma" (Snatch) adlı filmde Turkish (Jason Stathom), yasadışı box maçlarına dövüşçü ayarlayan, ama asla şike yapmayan bir bahisçidir. Turkish, yanında çalışan adamına 10.000 Dolar verir ve gidip çingenelerden bir karavan almasını söyler. Çingenelerden korkan eleman, yanına (tabir-i caizse) bir goril alır ve çingenelerin yaşadığı karavan parka gider. Ancak orada işler bekledikleri gitmez ve çingenelerden biri, gorili bir temiz benzetir. Hem de kim mi? Mickey - yani Brad Pitt. Üç gün sonra maça çıkacak olan gorilden geriye sadece bir enkaz kalmıştır. Organizatörlere (yani mafya babalarına) ne söyleyeceğini şaşıran Turkish, şanına hiç yakışmayan bir yola bir yola başvuracaktır. Neye mi? Şikeye. Elbette ki bu süreçte hiç ummadıkları adamlarla yolları kesişecek, "Yok artık!" derdirten tesadüfler yüzünden işler çıkmaza girecektir.  

Bir söylentiye göre bu "çingene boksör" rolü Brad Pitt'e gelmemiş. Brad Pitt yönetmeni arayıp bu role talip olmuş. Filmin yönetmeninin Guy Ritchie olduğunu da ayrıca belirtmek isterim. Kendisi Sherlock Holmes filmlerinin de yönetmenidir. 

Film çok uçuk ama çok güzel. Ayrıca reytingleri de çok yüksek. Yine de (çok uçuk olduğu için olsa gerek) seven çok sever, sevmeyen hiç sevmez. Ben yine de izleyin derim.

Hayata İyi Seyirler... 

22 Aralık 2012 Cumartesi

"Tabanca" Kimleri Vuracak???

Size de olur mu? İçinizden bir ses konuşur, sonra yine içinizden başka bir ses daha konuşur.Sonra bu ikisi kafanızı karşıtırır sonra da sizi çileden çıkarıp "Eeeh yeter be" dedirtirler. İşte size böyle bir sıkıntının içine düşmüş birinin hikayesinin anlatıldığı bir filmden bahsetmek istiyorum.

2005 yapımı "Tabanca"ya (Revolver) bir bakalım. Jake Green (Jason Statham) 7 yıl hücre hapsine mahkum edilmiş bir suçludur. Hapiste geçirdiği 7 yıl boyunca iki yanındaki koğuşlarda kalan biri satranç ustası biri de dolandırıcı olan iki mahkumun eğitiminden geçer. Birbirlerini göremedikleri için sadece kitaplarla eğitim yapan bu üç mahkum bir taraftan da kaçma planları yapmışlardır. Ancak Jake, hayatının kazıklarından birini yemiştir. Çünkü diğer ikisi Jake'i yanlarına almadan kaçmışlardır. Hapishanedeki süresini tamamlayan Jake için ilk amaç,sıfıra inmiş parasını geri kazanmaktır. İyi bir kumarbaz olan Jake için bu hiç zor olmamıştır. Hatta parayı, kendisini içeri attıran Macha adlı mafya babasını kumar masasında soyup soğana çevirerek kazanmıştır. Küçük düşürülmeyi gururuna yediremeyen Macha elbette ki Jake'in peşine bir tetikçi takacaktır. Ama asıl sorun bu değildir. Asıl sorun Jake'in her adımını ön gören bir gücün olması ve ne söylese çıkmasıdır. Bu görünmez güç, Jake'in her adımını kontrol ettiği gibi, Macha'nın ve tetikçisinin de takipçisidir.

Bu kadar uzun bir özete ne gerek vardı demeyin, az bile. Bu film dışarıdan bakıldığında bir mafya, suç ve aksiyon filmi gibi görünebilir. Ama ben psikolojinin ve felsefenin bu kadar derin işlendiği başka bir film görmedim. ("Başka bir mafya filmi" demiyorum, "başka bir film" diyorum dikkatinizi çekerim.)

Film çok karışık. Hatta "kraamkışarık". (Filmin yönetmeni Sherlok Holmes'un yönetmeni Guy Ritchie, oradan anlayın.) Anlamak için bir kaç defa izlemek hepsinde de tam konsantre olmak şart. O yüzden seven çok sever, sevmeyen hiç sevmez, ortası yok. Siz iyisi mi filmi izlemek için sakin bir gün seçin, telefonunuzu kapatın, çocuklarınızı uyutun. Ama mutlaka izleyin. Böyle bir kurguya ve senaryoya her zaman rastlayamzsınız.

Hayata İyi Seyirler...