taken 2 etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
taken 2 etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

5 Ocak 2013 Cumartesi

"Takip 2" Nereye Kadar???

Her zaman söylerim, dünyanın en psikopatça işi, anne baba olmaktır diye. Bizim ihtiyar delikanlı Liam Neeson "Taken" (Takip) filminde bize bunu bir güzel ıspatlamıştı. Bu da yetmemiş olacak ki, biraz daha pekiştireyim dedi. Ama bu kez daha farklı bir senaryoyla. Çünkü bu kez tehlikede olan hem karısı, hem kendisi, hem de kızı. Neden mi?

Birinci filmde Bryan Mills (Liam Neeson) kızını kaçıran çeteyi tek başına çökertince, çetenin lideri ve kalan üyeleri intikam almanın peşine düşer. Bryan ve ailesi, bir kaç gün geldikleri İstanbul'da güzel günler geçireceklerini umarken, malum çete Bryan'ı ve karısını kaçırır. Ancak Bryan'ın üstün çabaları sayesinde kızı kaçırmayı başaramaz. Şimdi Bryan'ın yapacağı en önemli iş önce karısını ve kendisini tıkıldıkları delikten kurtarmak, sonra da kızlarına ulaşmaktır.

2012 yapımı "Takip 2" (Taken 2)'nin yönetmeni, Transporter 3'ün de yönetmeni olan Oliver Megaton. Senaristi ise "Transporter 2" nin ve "Leon"un da senaristi olan Luc Besson. (Zaten başka biri yazsa çok kötü olabilirdi. Luc Besson işi iyi kıvırmış.)      

Bu filmlerin birincisi daha özgündü elbette ki. Ama bu da fena değildi. Tabi bazı sahnelerde "İstanbul'u tanımasak, inanacağız" gibi bir his gelmemesinin de imkanı yok. (Polis arabalarının Tofaş Şahin arabalardan yapılmış olması gibi. Kasıt var tabi ki.)

 Elinize "Taken" filmi geçerse mutlaka izleyin, Taken 2 geçerse onu da izleyin. Birinci filmi izlemeseniz de ikinci filmi rahatlıkla anlayabilirsiniz.

Hayata İyi Seyirler...   

27 Eylül 2012 Perşembe

Lider mi, Baba mı, Profesör mü, yoksa Şeytanın Başı mı???

Sizin de dikkatinizi çekiyor mu bilemiyorum. 60 yaşındaki hüzünlü bakışlı, ihtiyar delikanlı aktörümüz Liam Neeson, son zamanlarda çekilen en aksiyonlu filmlerin en aksiyonlu sahnelerinde boy gösteriyor. Hangi filmi açsam beyefendi orada:

Adamımız "A Takımı"nda çılgın ekibin kurucusu ve lideri Hannibal'ı çok iyi canlandırdı. Filmin aksiyon düzeyi dizilerindekini bile kat be kat sollamışken Hannibal'ın soğukkanlı ve oturaklı tavırları izlemeye değerdi. Şu malum "tankı uçurma" sahnesi mi desem, Murdock'ı akıl hastanesinden kaçırma planı mı desem, para basan plakaları kurtarma operasyonu mu desem, ne desem; hepsinde performansı çok iyiydi.

Beyefendi, "Batman Dark Knight" serisinde "League of Shadows" denen tarikat benzeri organizasyonda, dogmatik beyin yıkamalar yüzünden kötü adama dönüşmüş olan "Ra's Al Ghul" adlı caninin adını kullanarak hile yapıyordu. Bruce Wayne'i "Batman"e dönüştüren bu usta hoca, gerçekten çok başarılıydı. Bu arada "Ra's Al Ghul", Arapça'da "Şeytanın Başı" demekmiş, merak edenlerin bilgisine sunulur... 

Aradan az bir zaman geçti, kendilerini bu kez "Kimliksiz" (Unknown) isimli filmde izledik. Film boyunca zavallı profesörümüz, adeta hafızasını kaybetmiş bir dünyada, herşeyi hatırlayan tek insan gibiydi. Filmin sürpriz sonu ise tahmin edilir gibi değildi.

Öncesinde ise "Taken 1"de kaçırılan kızını kurtarmak için canını dişine takan yaşlı polisimiz, bir de baktık ki "Taken 2"de bu kez kaçırılan karısını kurtarmak için ter dökmüş. hem de İstanbul'da

İnanılır gibi değil; kendisi bu aralar 2013'te gösterime girecek olan "Non-stop" ve "A walk among the Tombstones"(Tombstone'lar arasında bir yürüyüş) adlı iki filmde başrolleri kapmış durumda. Bu yetmiyormuş gibi, bir de 2014'te gösterime girecek olan "Third Person" (3. kişi) adlı filmle ilgili görüşmeler de yapıyor.

Beyefendinin inanılmaz enerjisine maşallah dimeden geçemeyeceğim. Yaşlı adamımız filmleri çeksin, biz gençler de hayran hayran onu izleyelim...

Hayata iyi seyirler...