Liam Neeson etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Liam Neeson etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

17 Temmuz 2015 Cuma

"Gece Takibi" Liam Neeson Bu Kez Oğlunun Peşinde...

Geçenlerde (hangi filme gittiğimizde bilmem?) bizim ihtiyar delikanlının yeni filminin fragmanını izledik. Doğal olarak onu da izlemek şart oldu. Hadi şu filme bir bakalım...

Özet
2015 yapımı "Gece Takibi" (Run All Night) adlı film suç ve aksiyon türünde. Hikayeye göre Jimmy eski bir tetikçidir. Yıllardır enselenmemeyi başarmış ama hep arkasına bakarak yürümek zorunda kalmıştır. Bir de üstelik serseri ve pislik herifin tekidir. Karısını ve küçük oğlunu yok yere terk etmiş ve 20-25 yıl boyunca ne aramış, ne de sormuştur. Ta ki oğlunun başı fena halde belaya girene kadar. Jimmy'nin oğlu Mike taksi şoförü olarak ekmeğin peşinde iken bir cinayete şahit olur ve kötü adamların namlusuna hedef olmak üzeredir. Jimmy oğlunun canını kurtarmaya çalışırken işler sarpa sarar veeeeeeee..............

Künye
Filmde Jimmy'yi Liam Neeson oynuyor. Onun oğlu Mike'ı ise Joel Kinnaman oynuyor. Filmin kötü adamı ise Ed Harris.

Yorum
Film sanki Taken'ların başka bir versiyonu. Liam Neeson sanki bu kez o kızın abisini kurtarmaya çalışıyor gibi. Taken'lardan daha aksiyonlu ama maalesef "Taken 1" kadar sağlam bir senaryoya sahip değil. Senaryoda bazı kopukluklar var. Filmin başında şüphelendiğiniz yada sizi beklentiye sokan bazı sahneler filmin sonunda sonuç bulmuyor. Ama güzel film. arkadaşlarla izlenecek güzel bir film. Aksiyon seviyorsanız. izleyebilirsiniz.

Hayata İyi Seyirler...

21 Nisan 2015 Salı

"Takip 3" ... Ve Lütfen Dördüncüsü Çıkmasın...

Bizim ihtiyar delikanlı (ya da bizim evin ihtiyar delikanlısı desek daha doğru olur) "Taken" serisine bir tane daha eklemiş. Hadi bakalım...
Özet
2014 "Taken 3" (Takip 3: Son Karşılaşma) adlı film yine aksiyon dram türünde. Hikayeye göre Bryan'in eski karısı, yakışıklı ve zengin bir adamla evlenmiştir. Ancak Bryan ve Lenore, biricik kızları Kim dolayısıyla zaman zaman görüşmek durumundadırlar. İşte bu görüşmelerin birinde Lenore, Bryan'a karşı yeniden yakınlık hisseder. Ancak Bryan bu yakınlaşmayı doğru bulmaz ve uygun bir dille eski karısını reddeder. Ancak bu yakınlaşma yakışıklı ve zengin kocanın gözünden kaçmamıştır. Bu sebeple yeni koca, eski kocayı ziyaret eder ve karısından uzak durmasını söyler. Ertesi gün ise Lenore, Bryan'ın yatağında ölü bulunur ve suç Bryan'ın üstüne kalır.
Forest Whitaker
Künye
Filmde oyuncular aynı. Liam Neeson, Famke Janssen ve Maggie Grace üçlüsü aynen devam. İlave olarak tanıdığımız ve sevdiğimiz bir isim eklenmiş: Forest Whitaker
Yorum
Bu filmin diğer ikisiyle hiç alası yok. Çünkü bu sefer kaçırılma hikayesi yerine cinayet öyküsü izliyoruz. Üstelik de çok sıradan bir hikaye. Bence hiç çekilmemeliydi. Ne yazık ki izleyin diyemeyeceğim. Ama yine de siz bilirsiniz.

Hayata İyi Seyirler...

15 Temmuz 2014 Salı

"Non-Stop" Uçak Aksiyonu Sevenlere...

Liam Neeson denen muhteşem adam hala şaşırtmaya devam ediyor. Her yıl birbirinden güzel türlü türlü aksiyonlarda başrol oynuyor ve hepsinde de çok iyi ticari başarı elde ediyor. İşte size o filmlerden biri daha.

Özet
2014 yapımı "Non-Stop" gerilim ve aksiyon türünde. Hikayeye göre Bill Marks, hava güvenlikçisidir. Görevi sadece her gün sıradan bir yolcu gibi uçmak ve bir mesele olursa müdahale etmektir. Bill Marks için o gün yine sıradan bir gün olarak başlar. Bir iki lüzumsuz aksilik sonrası uçuş başlar. Ancak kısa süre sonra Marks'ın cep telefonuna bilinmeyen bir numaradan sms'ler gelmeye başlar. Mesajdaki şahıs derhal 150 milyon istediğini; istediği olmazsa 20 dakika içinde uçaktan birinin öleceğini söylemektedir. Ve işte kedi fare oyunu böyle başlar...

Künye
Filmdeki hava güvenlikçisini Liam Neeson'ın olduğunu tahmin etmişsinizdir. Kendisine yardımcı olan bayan oyuncu ise Julianne Moore.

Yorum
Gerilim ve aksiyon seviyorsanız kaçırmayın tabi. Bunun yanında yeni çıkmaya başladığınız kız arkadaşınızla, geri kafalı ve sıkıcı olduğunuzu düşünen 16 yaşındaki çocuğunuzla, ve hatta sınıfta öğrencilerinizle bile güvenle izleyebileceğiniz heyecanlı bir film. Hoşça vakit geçirtir, sonra da unutur gidersiniz. Kısacası bu film size bir şey katmaz, ama sizi sosyalleştirebilir.

Hayata İyi Seyirler...

12 Ocak 2013 Cumartesi

"Gri Kurt" Bir Kurt Mu, Yoksa Bir Adam Mı???

Şu bizim ihtiyar delikanlı “Liam Neeson”ın son dönemlerde çektiği filmlerden izlemediğim kaldı mı bilmiyorum. Bugün bir tanesini daha izledim.
2011 yapımı “Gri Kurt” (The Grey) adlı filme bir bakalım. Ottway (Liam Neeson) Alaska'daki bir petrol şirketi için çalışan bir avcıdır. Ottway'in görevi, dürbünlü tüfeğiyle petrol işçilerine yaklaşan kurtları öldürmektir. İhtiyar kurt bu konuda oldukça iyidir. Ama işçilerle arası pek iyi değildir. Zira işçilerin büyük çoğunluğu serseri tiplerdir.

Ottway, işleri biten işçilerle beraber bir uçağa bindirilir ve memleketlerine doğru yola çıkarlar. Ancak büyük bir aksilik sonucu uçak Alaska'nın soğuk dağlarına çakılır. Bu kazadan Ottway dahil altı kişi sağ kurtulmayı başarır. Bu altı kişi artık soğukla, karla, tipiyle, gıdasızlıkla ve en önemlisi de “aç kurtlarla” savaşmak zorunda kalacaklardır. Peki acaba bunlardan kaçı hayatta kalmayı başaracaktır???

Filmin senaristi veyönetmeni, A Takımı (A Team) filminin de yönetmeni olan Joe Carnahan. Ama elbette ki A Takımı kadar eğlenceli değil. Yine de insan psikolojisine de değinmesi sebebiyle daha derinlikli.

İzleyin, ürkün.

Hayata İyi Seyirler...

9 Ocak 2013 Çarşamba

"Kimliksiz" Kalsanız Ne Yapardınız???

Bizim ihtiyar delikanlının son dönemlerin en iyi aksiyon filmlerinin başrollerini kaptığını daha önce konuşmuştuk. Liam Neeson'dan bahsediyorum. İşte bu gizemli aksiyonlardan biri daha.

2011 yapımı "Kimliksiz"e (Unknown'a) bir bakalım. Biyokimya Uzmanı Dr Martin Harris (Liam Neeson) karısı Elizabeth'i de alıp bir konferans için Almanya'ya gelir. Havaalanından ayrıldıktan bir süre sonra evrak çantasını havaalanında unuttuğunu farkedince geri dönmek zorunda kalır. Karısı ise otele giriş yapacaktır, sonra da orada buluşacaklardır. Ancak bu sırada hiç beklenmedik bir gelişme olur. Martin'in bindiği taksi korkunç bir kaza yapar ve kanala uçar. Martin çarpmanın etkisiyle bilincini kaybeder. Sular altında boğulmak üzereyken taksi şoförü Gina (Diane Kruger) onu kurtarır ve hastaneye götürülmesini sağlar. Martin, dört gün boyunca komadan çıkamaz. Dört gün sonra uyandığında ise kısmi hafıza kaybına uğradığı anlaşılır. Martin bir şekilde kalacağı oteli hatırlar ve orayı bulur. İçeri girer, karısını uzaktan görür. Yanına gider ancak bir sorun vardır. Karısı, Martin'i hatırlamaz, hatta karısı başkasıyla birliktedir. Diğer akademisyenler de Martin'i tanımazlar. Hatta Martin'in kimlik bilgileri bambaşka bir adama aittir. Martin sanki bu dünyadan silinmiş, adeta yok sayılmıştır. Martin, hafızasını kaybedenin kendisi mi, yoksa dünya mı olduğunu anlayamamıştır. Martin'in bu yabancı ülkede yapabileceği en mantıklı şey, taksi şoförünü bulmaktır.

Başta da söylediğim gibi, film gizemlerle dolu bir aksiyon filmi. Hatta son ana kadar çözülmüyor. Sabırla ve merakla beklemeniz gerekiyor. Almanya'daki Türklerin yaşam tarzlarına da tatlı tatlı göndermeler yapan film, bazen de acıklı acıklı güldürüyor.

İzleyin, şaşırın.

Hayata İyi Seyirler...  

5 Ocak 2013 Cumartesi

"Takip 2" Nereye Kadar???

Her zaman söylerim, dünyanın en psikopatça işi, anne baba olmaktır diye. Bizim ihtiyar delikanlı Liam Neeson "Taken" (Takip) filminde bize bunu bir güzel ıspatlamıştı. Bu da yetmemiş olacak ki, biraz daha pekiştireyim dedi. Ama bu kez daha farklı bir senaryoyla. Çünkü bu kez tehlikede olan hem karısı, hem kendisi, hem de kızı. Neden mi?

Birinci filmde Bryan Mills (Liam Neeson) kızını kaçıran çeteyi tek başına çökertince, çetenin lideri ve kalan üyeleri intikam almanın peşine düşer. Bryan ve ailesi, bir kaç gün geldikleri İstanbul'da güzel günler geçireceklerini umarken, malum çete Bryan'ı ve karısını kaçırır. Ancak Bryan'ın üstün çabaları sayesinde kızı kaçırmayı başaramaz. Şimdi Bryan'ın yapacağı en önemli iş önce karısını ve kendisini tıkıldıkları delikten kurtarmak, sonra da kızlarına ulaşmaktır.

2012 yapımı "Takip 2" (Taken 2)'nin yönetmeni, Transporter 3'ün de yönetmeni olan Oliver Megaton. Senaristi ise "Transporter 2" nin ve "Leon"un da senaristi olan Luc Besson. (Zaten başka biri yazsa çok kötü olabilirdi. Luc Besson işi iyi kıvırmış.)      

Bu filmlerin birincisi daha özgündü elbette ki. Ama bu da fena değildi. Tabi bazı sahnelerde "İstanbul'u tanımasak, inanacağız" gibi bir his gelmemesinin de imkanı yok. (Polis arabalarının Tofaş Şahin arabalardan yapılmış olması gibi. Kasıt var tabi ki.)

 Elinize "Taken" filmi geçerse mutlaka izleyin, Taken 2 geçerse onu da izleyin. Birinci filmi izlemeseniz de ikinci filmi rahatlıkla anlayabilirsiniz.

Hayata İyi Seyirler...   

3 Kasım 2012 Cumartesi

"Kaçış Planı" Yapmaya Değer Mi???

Eşinizi ne kadar tanırsınız? Tanıyamıyorum, ciğerini bilirim, sır küpüdür??? Peki ona ne kadar güvenirsiniz? Çok, hiç, herşeyine kefilimdir, günahımı teslim etmem??? Gördüğünüz gibi cevaplar çok çeşitli. Hem de bir uçtaaan, bir uca...

John Brennan, karısına kendisinden çok güveniyor. Üstelik karısını iyi tanıdığına da çok emin. John Brennan kim mi? Anlatayım:

John Brennan bir öğretmendir. Şeker hastası bir karısı, cici bir oğlu, yaşlı bir annesi ve babası, bir evi ve bir de arabası olan sıradan bir Amerikan vatandaşıdır. Bir sabah aniden polis kapılarını çalar ve John'un karısı Lara tutuklanır. Ne olduğunu anlayamayan John ve Lara, daha sonra Lara'nın patronunun ölü bulunmuş olduğunu öğrenirler. Ama asıl mesele, Lara'nın o sabah patronuyla tartışmış olması ve patronun otoparkta öldüğü sıralarda Lara'nın otoparktan çıktığının tespit edilmiş olmasıdır. John, çocuğuyla ve çevrenin suçlamalarıyla dışarıda yalnız kalır. Lara'nın cezasının 20 yıl kadar olacağı anlaşılınca, hasta karısının hapislerde çürümesini istemeyen John, karısını hapisten kaçırmak için uygulayacağı kaçış planının startını verir.

Filmin yönetmeni ve senaristi Paul Haggis. (Million Dollar Baby'nin  görüntü yönetmeni ve Quantum of Solace'ın senaristi). Doğal olarak "Son 3 yıl, son 3 ay, son 3 gün" olarak seyreden kurgu çok başarılı. Filmde ayrıca Liam Neeson'ı da küçük ama önemli bir rolde görebilirsiniz.

Bu şahane film, evli çiftlerin kendilerini, eşlerini ve evliliklerini gözden geçirebilmeleri için çok iyi bir ortam yaratılmış.  İzleyin, empati yapın, imrenin, ama sakın kıskanmayın.

Hayata İyi Seyirler...   

27 Eylül 2012 Perşembe

Lider mi, Baba mı, Profesör mü, yoksa Şeytanın Başı mı???

Sizin de dikkatinizi çekiyor mu bilemiyorum. 60 yaşındaki hüzünlü bakışlı, ihtiyar delikanlı aktörümüz Liam Neeson, son zamanlarda çekilen en aksiyonlu filmlerin en aksiyonlu sahnelerinde boy gösteriyor. Hangi filmi açsam beyefendi orada:

Adamımız "A Takımı"nda çılgın ekibin kurucusu ve lideri Hannibal'ı çok iyi canlandırdı. Filmin aksiyon düzeyi dizilerindekini bile kat be kat sollamışken Hannibal'ın soğukkanlı ve oturaklı tavırları izlemeye değerdi. Şu malum "tankı uçurma" sahnesi mi desem, Murdock'ı akıl hastanesinden kaçırma planı mı desem, para basan plakaları kurtarma operasyonu mu desem, ne desem; hepsinde performansı çok iyiydi.

Beyefendi, "Batman Dark Knight" serisinde "League of Shadows" denen tarikat benzeri organizasyonda, dogmatik beyin yıkamalar yüzünden kötü adama dönüşmüş olan "Ra's Al Ghul" adlı caninin adını kullanarak hile yapıyordu. Bruce Wayne'i "Batman"e dönüştüren bu usta hoca, gerçekten çok başarılıydı. Bu arada "Ra's Al Ghul", Arapça'da "Şeytanın Başı" demekmiş, merak edenlerin bilgisine sunulur... 

Aradan az bir zaman geçti, kendilerini bu kez "Kimliksiz" (Unknown) isimli filmde izledik. Film boyunca zavallı profesörümüz, adeta hafızasını kaybetmiş bir dünyada, herşeyi hatırlayan tek insan gibiydi. Filmin sürpriz sonu ise tahmin edilir gibi değildi.

Öncesinde ise "Taken 1"de kaçırılan kızını kurtarmak için canını dişine takan yaşlı polisimiz, bir de baktık ki "Taken 2"de bu kez kaçırılan karısını kurtarmak için ter dökmüş. hem de İstanbul'da

İnanılır gibi değil; kendisi bu aralar 2013'te gösterime girecek olan "Non-stop" ve "A walk among the Tombstones"(Tombstone'lar arasında bir yürüyüş) adlı iki filmde başrolleri kapmış durumda. Bu yetmiyormuş gibi, bir de 2014'te gösterime girecek olan "Third Person" (3. kişi) adlı filmle ilgili görüşmeler de yapıyor.

Beyefendinin inanılmaz enerjisine maşallah dimeden geçemeyeceğim. Yaşlı adamımız filmleri çeksin, biz gençler de hayran hayran onu izleyelim...

Hayata iyi seyirler...