dark knight etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
dark knight etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Ocak 2013 Cuma

Batman Nasıl "Kara Şövalye"ye Dönüştü???

Gelelim efsane serinin ikinci filmine. 2008 yapımı "Kara Şövalye"(Dark Knight) da en az birinci film kadar dolu dolu. Yani 50 filmlik hikaye yine bir tek filme sığdırılmış. (Biraz spoiler verebilirim, *'lı paragrafa dikkat!!!)

Filme bir bakalım. Bruce Wayne gizli kahramanlık işine iyice ısınmıştır. Wayne Yatırım'ın işleri Lucius tarafından tıkır tıkır yürütülürken, Bruce güzel kızlarla ve pahalı arabalarla sağda solda salınmaktadır. Elbette ki bu pozlar, Bruce Wayne'in sırrını perdelemek için paravan olarak kullanılmaktadır. Bir tarafta Komiser Gordon, bir tarafta korkusuz Bölge Savcısı Harvey Dent ve diğer tarafta da Batman, Gotham'ı olağanüstü güvenli bir şehre dönüştürmüşler, mafya babalarının bile sesini kısmışlardır.
Ancak Gotham'da yaşayan milyonlarca insanın içinden çıkan bir zır deli, şehrin bütün dengelerini altüst eder: Joker... Bu psikopat adam ne ölmekten çekinmektedir, ne de öldürmekten. Hapse girmek onun için hiç mi hiç önemli değildir. Bir ailesi, bir arkadaşı ya da bir ayak bağı yoktur. Geçmişi karanlık, tipi iğrençtir. Paraya değer veren biri değildir. Neden kötülük yaptığını kendisi bile bilmemektedir. Tek istediği,  (Alfred'in de dediği gibi) dünyanın yandığını görmek, aslında tüm insanların kendisi kadar aşağılık olabileceğini göstermektir. Bunu ıspatlamak içinse kendine kobaylar seçmiştir: bir gemi dolusu masum insan, bir gemi dolusu mahkum, ve en önemlisi Harvey Dent. 
***Tüm bu süreçte planları tıkır tıkır işleyen Joker, maalesef Harvey Dent'le ilgili emeline korkunç bir yoldan ulaşmayı başarır. Bunun bedelini ödeyecek olan kişi ise Batman olacak, bu görkemli kahramana "Kara Şövalye" damgası vurulacaktır.
Filmin ne kadar iyi olduğunu tarif etmenin bir yolu yok. 1989 yapımı Batman filmindeki Joker'e ne kadar güldüysem, bu Joker'den o kadar ürktüm. Ayrıca Harvey Dent'in "Twoface"e dönüşüm süreci başlı başına bir film olabilecekken, muhteşem bir kurguyla bu filmin baş karakterine dönüşmüş.

Bu filmi tavsiye etmeyeyim de hangi filmi tavsiye edeyim. Mutlaka izleyin.

Hayata İyi Seyirler...

9 Ocak 2013 Çarşamba

"Batman Begins" Başlasın Mı???

Benim ne derece Batman hayranı olduğumu herkes bilir. O yüzden “yok şöyle izledim, yok böyle hissettim” demeyeceğim. Direk konuya gireceğim.

Filmi birkaç aşamalı inceleyeceğiz çünkü dahi çocuk Christopher Nolan 500 filmlik konuyu bir filmde çekmiş. 2005 yapımı yeni nesil Batman serisinin ilk filmine, “Batman Begins”e bir bakalım.
Film, Bruce Wayne'in acıklı hikayesiyle başlar. Hikayede Bruce (Christian Bale) küçük bir çocukken Rachel (Katie Holmes) ile oyun oynarken evinin yakınındaki derin bir çukura (bir çeşit mağaraya) düşer. Ev derken elbetteki şatoyu kastediyorum. Bruce korku içinde yardım beklerken yarasaların saldırısına uğrar ve bu korku bi fobiye dönüşür. Bruce'u o kuyudan çıkaran kahraman, küçük Bruce'un kahramanı olan babası olacaktır.

Daha sonraları Bruce'un kahraman babası ve annesi üç kuruş para için basit bir sokak hırsızı tarafından Bruce'un gözleri önünde öldürülünce Bruce hayatının depresyonuna girer. Bruce yıllarca bu travmayı atlatamaz. Çünkü Bruce ailesinin ölümünden kendini sorumlu tutmaktadır. Genç yaşlara gelmiş, ama hala bir kesere kulp olamamıştır. Serserilikten başka yaptığı bir iş yoktur. Hatta bir ara ölçüyü kaçırıp hapse bile girer.

İşte burada Bruce, kendisini tamamen değiştirecek olan biri tarafından keşfedilir: Gölgeler Birliği Tarikatının hocalarından biri olan Ducard (Liam Neeson). Ducard Bruce'u alır, eğitir, korkularıyla yüzleştirir ve dört dörtlük bir ninja yapar. Ancak ne zamanki Ducard ondan birini öldürmesini ister, işte o zaman Bruce işin renginin farklı olduğunu anlar ve mabedi ateşe verir. Tek bir kişiyi kurtararak: Ustası Ducard'ı.

Bruce, Gotham'daki evine yepyeni biri olarak geri döner. Artık en önemli amacı, babasının yarım bırakmak zorunda kaldığı işi tamamlamak olacaktır: Kendini Gotham şehrine adamak. Alfred'in (Michael Caine) ve Lucius'ın (Morgan Freeman) da yardımlarıyla kendini tamamlayan Bruce, artık Gotham'ın “Batman”idir.

Buraya kadar yazdığım kısım, daha filmin yarısı. Devamını kendiniz izleyin, görün. Batman nasıl Kara Şövalye olmuş, ilk sınavını ne zaman ve kime karşı vermiş, kurmayları kimlermiş görün.

Hayata İyi Seyirler...

27 Eylül 2012 Perşembe

Lider mi, Baba mı, Profesör mü, yoksa Şeytanın Başı mı???

Sizin de dikkatinizi çekiyor mu bilemiyorum. 60 yaşındaki hüzünlü bakışlı, ihtiyar delikanlı aktörümüz Liam Neeson, son zamanlarda çekilen en aksiyonlu filmlerin en aksiyonlu sahnelerinde boy gösteriyor. Hangi filmi açsam beyefendi orada:

Adamımız "A Takımı"nda çılgın ekibin kurucusu ve lideri Hannibal'ı çok iyi canlandırdı. Filmin aksiyon düzeyi dizilerindekini bile kat be kat sollamışken Hannibal'ın soğukkanlı ve oturaklı tavırları izlemeye değerdi. Şu malum "tankı uçurma" sahnesi mi desem, Murdock'ı akıl hastanesinden kaçırma planı mı desem, para basan plakaları kurtarma operasyonu mu desem, ne desem; hepsinde performansı çok iyiydi.

Beyefendi, "Batman Dark Knight" serisinde "League of Shadows" denen tarikat benzeri organizasyonda, dogmatik beyin yıkamalar yüzünden kötü adama dönüşmüş olan "Ra's Al Ghul" adlı caninin adını kullanarak hile yapıyordu. Bruce Wayne'i "Batman"e dönüştüren bu usta hoca, gerçekten çok başarılıydı. Bu arada "Ra's Al Ghul", Arapça'da "Şeytanın Başı" demekmiş, merak edenlerin bilgisine sunulur... 

Aradan az bir zaman geçti, kendilerini bu kez "Kimliksiz" (Unknown) isimli filmde izledik. Film boyunca zavallı profesörümüz, adeta hafızasını kaybetmiş bir dünyada, herşeyi hatırlayan tek insan gibiydi. Filmin sürpriz sonu ise tahmin edilir gibi değildi.

Öncesinde ise "Taken 1"de kaçırılan kızını kurtarmak için canını dişine takan yaşlı polisimiz, bir de baktık ki "Taken 2"de bu kez kaçırılan karısını kurtarmak için ter dökmüş. hem de İstanbul'da

İnanılır gibi değil; kendisi bu aralar 2013'te gösterime girecek olan "Non-stop" ve "A walk among the Tombstones"(Tombstone'lar arasında bir yürüyüş) adlı iki filmde başrolleri kapmış durumda. Bu yetmiyormuş gibi, bir de 2014'te gösterime girecek olan "Third Person" (3. kişi) adlı filmle ilgili görüşmeler de yapıyor.

Beyefendinin inanılmaz enerjisine maşallah dimeden geçemeyeceğim. Yaşlı adamımız filmleri çeksin, biz gençler de hayran hayran onu izleyelim...

Hayata iyi seyirler...