james mcavoy etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
james mcavoy etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

26 Eylül 2014 Cuma

"X-Men: Geçmiş Günler Gelecek" Süper Film...

"Yaaağma yağmuuuuuuuuur; eeesmeeee rüüüzzgaar. Yolda yolcuuuuuuuum vaaaaar beniiiiiiim" diyesim var:))) Yolda yolcumu beklerken zamanı  hızlandıracak bir filme ihtiyacım vardı. Ve o film elbette ki X-Men serisinin son filmi olmalıydı.

Özet
Mystic
2014 yapımı "X-Men Geçmiş Günler Gelecek" (X-Men: Days of Fure Past) adlı film, serinin diğer filmleri gibi bilim kurgu türünde. Hikayeye göre mutantlarla insanlar arasında yıllardır süren savaşta mutantlar yok olma noktasına gelmişlerdir. O kadar ki koskoca dünyada sadece 8-10 tane mutant kalmıştır. Kimdir onlar? Tanıdık isimler: Xavier, Wolverine, Magneto, Storm ve yeni yetme bir kaç tane daha. Peki sizce insanlar mutantları nasıl bu kadar köşeye sıkıştırmış olabilirler? Anlatayım. 1973'te Mystic'in yaptığı bir hata yüzünden. Mutantlar ne yaptılarsa bu beladan kurtulamamışlardır. Geriye yapılacak tek bir şey kalmıştır. Bu işi düzeltmesi için 1973'e birisini göndermek. Zamanda bu kadar geriye gidip yaralanmayacak ve yaralansa da aynı hızda iyileşecek tek kişi ise elbette ki Wolverine olacaktır.  

Künye
Filmdeki isimler süper. Çünkü senaryo gereği mutant kahramanlarımızın hem geçmişlerini, hem şu anki hallerini aynı filmde keyifle izleme şansına sahibiz. Liste uzun olduğu için diğer yorumlara geçeceğim.

Yorum
Film çok güzel. Çok çok çok güzel. Geçmişe adam gönderme fikri daha önce "Geleceğe Dönüş" serisinde de, "Terminator" serisinde defalarca çalışıldı. Ama aynı filmde ............ gönderme fikri dahiceydi. (Spoiler korkusu)

Ben filmi çok beğendim. Bilim kurgu seviyorsanız eminim ki X-Men'leri de seviyorsunuzdur. X-Menleri seviyorsanız, buna bayılacaksınız demektir. 

Hayata İyi Seyirler...

P.S. Bilim kurgu filmlerine karşı algılarımı kökünden değiştirdiği için "The Matrix"i izlediğim güne lanet etmek istiyorum:)))

21 Ocak 2013 Pazartesi

Neyin "Kefaret"i???

Ağır aksak aşk filmi sevenlere duyurulur. Çoğunu ileri sararak izleyeceğiniz, sürprizli sonunda ise kedere boğulacağınız trajik bir drama.

2007 yapımı "Kefaret" (Atonement)'a bir bakalım. 13 yaşındaki Briony ergenlikle yeni tanışmakta olan heyecanlı bir kızdır. Broiny ve kalabalık ailesi, şato vari bir evde zenginlik içinde bir hayat sürmektedirler. Bir gün evin kahyasının oğlu Robbie (ki kendisi yeni yetme bir doktordur) küçük Briony'ye bir mektup verir ve bu mektubu Briony'nin ablası Cecilia'ya vermesini ister. Ancak Robbie, bu mektubu verdikten dakikalar sonra büyük bir hata yaptığını farkeder çünkü zarfa yanlış mektubu koymuştur. (zarfa Cecilia ile ilgili fantezilerini karaladığı mektubu koymuştur.) Briony'nin bu yasak mektubu okumasıyla çifte kavrulan hata, bir kaç gün sonra gelişen alakasız bir tecavüz olayının da Robbie'ye yüklenmesiyle büyük bir trajediye neden olur. Peki 13 yaşındaki Briony'nin yanlış anlamaları ve yanlış yorumlamaları sebebiyle yaptığı aleyhte tanıklık, Robbie'ye nasıl bir kefaret ödetecektir? Gerisini filmi izleyin ve görün.
 Festival filmi tadında bir dram. Cecilia'yı canlandıran Keira Knightley ve özellikle Robbie'yi canlandıran James McAvoy çok başarılılar. Filmin yönetmeni, roman uyarlamalarını çok seven Joe Wright. Romanın yazarı ise Ian McEwan.

Filmin reytingleri çok yüksek. Bence o kadarını hak etmiyor ama yüksek işte. İlla da izlemek isterseniz, siz bilirsiniz.

Hayata İyi Seyirler...  

12 Kasım 2012 Pazartesi

Bir "Suikast"çi Nasıl Savunulur???

Mahkeme salonlarında geçen filmler her zaman ilgimi çeker. Sinema severlerin de yoğun ilgisini çekiyor olacak ki Hollywood'da bu türden her sene bir kaç film çekiliyor. Üstelik bu türlerin çoğu gerçek davalardan alındığı için hepsi de birbirinden orjinal hikayeler anlatıyor.

Bunlardan biri de 2010 yapımı "Suikast" (The Conspirator = Suikastçi). Film, Abraham Lincoln suikasti sonrası başlayan soruşturma sürecini anlatıyor. Filmimiz şöyle: Suikastin düzenlenmesinin ardından 7 genç adamla birlikte, iki genç çocuk annesi 42 yaşındaki dul bir kadın, Mary Surratt, gözaltına alınır. Zira bu 7 zanlının sürekli buluştukları ve olayı planladıkları (tahmin edilen) yer, Bayan Surratt'ın mütevazi pansiyonudur. Zanlılar elbette ki idamla yargılanacaktır. Diğerler zanlılar bi yana, Güneyli Mary Surratt'i savunmak genç, karizmatik, zeki ve Kuzeyli savaş kahramanı olan Frederick Aiken'a düşer. Aiken, hiç istemese de ve hatta Mary Surratt'ın masumiyetine inanmasa da Bayan Surratt'i savunacaktır. Genç avukat, canını dişine takıp işin aslını aydınlatmaya çalışırken, bir taraftan da kendi önyargılarıyla, bir taraftan kamuoyunun sabırsız bekleyişiyle ve diğer tarftan da devlet büyüklerin peşin hükümleriyle, amansız bir mücadeleye girmek zorunda kalacaktır. Peki süreç nasıl sonuçlanacaktır. Genç ve hırslı avukat Bayan Surratt'i ipten alabilecek midir, yoksa dar ağacında sallanmasını mı izleyecektir??? (Bruce Wills ölüydü etkisi)

The Conspirator MovieFilmde elbetteki pek çok oyuncu var. Ama genç avukatı canlandıran James McAvoy, soğuk tabiatlı Kuzeyli (Yankee) avukatı çok iyi canlandırmış. Üstelik bu avukatın, filmin sonlarına doğru telaşlı ve heyecanlı bir yapıya bürünmesi çok başarılı. Bayan Surratt'i canlandıran Robin Wright'ı da gerçek hayatta görseniz, şaşarsınız "Bu kadın, o kadın mı?" diye.

Film, çok yüksek olmayan reytinglerine rağmen, bence oldukça başarılı. Oyunculukları bir miktar abartılı ve suni bulmama rağmen, çok rahatsız edici bir durum görmedim. Sadece tereyağı gibi akıp gitmiyordu, onu söyleyebilirim. Maalesef yönetmenlik de oyunculuklar gibiydi. Yani tereyağı gibi akıp gitmiyordu. Robert Redford'u çok sevmeme rağmen bu filmde biraz zorlanmış olduğunu görebiliyorum. Ama filmin senaryosu tarihe ışık tutmaya çalışan, soğuk siyasetin kara yüzünü göstermeye çalışan, her dakikasında bir veciz yakalayabileceğiniz muhteşem bir eser.

Filmi izleyin. Mahkemeli filmleri seviyorsanız, mutlaka izleyin. Beğeneceğinizi umuyorum.

Hayata İyi Seyirler...