keira knightley etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
keira knightley etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7 Kasım 2016 Pazartesi

"Aşk ve Gurur" Beni Orta okul ve Üniversite Yıllarıma Götüren Film...

İngilizce Öğretmeniyim ben. Eğitim Fakültesinde iken bol miktarda İngiliz Edebiyatı da gördüm tabi. Orada öğrendim zaten dönem incelemesi nedir; yazarın hayat hikayesi nedir; karakter analizi nedir... Bazı hikayelerin ne kadar saçma olduğuna karar vermeden önce bunların hepsini bilmek gerekir. Diyelim ki hepsini biliyorsun: Hikayenin geçtiği dönemi inceledin. Bunun yazarın hayatına etkilerini de inceledin. Yazarın yarattığı karakterleri de inceledin. Hepsi tamam. Baktın hikaye hala saçma geliyor; işte o zaman gerçekten saçmadır.

Bunları size şunun için anlattım. Daha orta okuldayken -Kütahya Ali Güral Anadolu Lisesi mezunuyum- “Pride and Prejudice” adlı kitabı “reading” dersinde okuduk. O zamanlar bu kitap bana çok saçma gelmişti. Hikayede geçen beş kız kardeşin şirret bir annesi vardı ve kadına dayanamıyordum. Kızların aşk hikayelerine ve sürekli koca peşinde koşmalarına da bir türlü anlam veremiyordum. Ne zaman ki üniversitede Victoria Dönemini çalıştık. İşte o zaman bu kızlarla da anneleriyle de empati kurabildim. Sonra da hikayeyi çok sevdim.

Zira Victoria dönemi İngiltere'sinde kız çocuklarının miras hakkı yoktur. Bir aile ne kadar zengin olursa olsun ya oğluna miras bırakabilir; ya da evli kızına ve damadına. Bu sebeple eğer bir ailenin hiç oğlu yoksa; kızlar bir an önce evlenmek zorundadırlar. Aksi taktirde bir saksı toprak bile miras alamazlar. Ne berbat bir durum değil mi???

Jane Austen de burada tuhaflığı görmüş ve bu duruma kalemiyle savaş açmıştır. Romandan uyarlanmış filmimize bir bakalım efendim...

pride and prejudice ile ilgili görsel sonucuÖZET
2005 yapımı “Aşk ve Gurur” (Pride and Prejudice) adlı film romantik trajikomedi türünde. Hikayeye göre Bennet ailesi beş kız çocuklu orta sınıf bir ailedir. Büyük bir evleri, bir kaç dönüm arazileri ve bir kaç hizmetçileri bile vardır. Ama yine de orta sınıf aile statüsündedirler. Elizabeth Bennet, bu ailenin en büyük kızıdır. Evlenme yaşı gelmiştir ama erkeksi ve sivri dilli kişiliği sebebiyle pek evlenecek gibi gözükmemektedir. Lydia ve Jane ise daha hoş ve dişi tabiatlı olduklarından dolayı evliliğe daha yakın gözükmektedirler. Evin annesi Bayan Bennet, kızlarının geleceğini garanti altına almanın tek yolunun evlilik olduğunu bilmektedir. Bu sebeple kızları süsleyip püsleyip balolara göndermektedir. Bakalım bu balolarda neler olacaktır?

KÜNYE
Filmde pek çok ünlü isim var. Keira Knightling, Jena Melone, Donald Sutherland ve daha pek çok isim. Filmin yönetmeni ise “Anna Karanina” ve “Hannah” gibi pek çok ünlü filmin daha yönetmeni de olan Joe Wright. Beyefendi genellikle aynı oyuncuyla bir kaç kez çalışmayı seviyor.

YORUM
Film çok hoş bir film. Victoria Döneminin “konuyla ilgili kısımları” kısmen verilebilmiş. Kitaptaki kadar olamaz tabi ama yeteri kadarı verilmiş.

Filmdeki karakterlerin hepsi çok güzel işlenmiş.

Ama en güzeli o görgüsüz anne. O kadına bayıldım. Hatta daha filmin başında eşim “Bu filmi izleyelim mi?” diye sorduğunda “Güzel tabi seversin. Tabi evin annesine katlanabilirsen...” demiştim. Eşim de “Niye ki?” diye sordu haliyle. Ben de önce kadını, sonra da kadının niye öyle olduğunu anlatınca durum anlaşıldı.

Filmi izleyin. Zira çok hoş bir romantik dram.Dönem filmi olması sebebiyle de tarihte bir yolculuğa çıkma imkanınız oluyor. Eminim izledikten sonra siz de bana hak vereceksiniz.


Hayata İyi Seyirler...

26 Nisan 2016 Salı

"Yapay Oyun" Enigma Nasıl Çözüldü???

Geçen seneden beri izlenmeyi bekleyen bir film vardı elimde. Size o filmden bahsetmek istiyorum.

Özet
2014 yapımı "Yapay Oyun" (The Imitation Game) adlı film biyografi türünde. Hikayeye göre sene 1945'tir ve kahramanımız Alan Turing adlı İngiliz profesör, o dönemin en deli-manyak-çatlak matematikçisidir. O sıralar 2. Dünya Savaşı tüm hızıyla devam ederken Naziler ortalığı kasıp kavurmaktadır. Bizim çatlak profesör Turing bu işe bir son verebileceğini İngiliz İstihbaratına bildirir. Turing'in teklifi ilginçtir: Turing Nazilerin kullandığı şifreli haberleşme sistemi Enigma'yı çözebileceğini iddia etmektedir. Bu durum askeriyenin ilgisini çeker ve Turing istihbarat ekibine sözleşmeli sivil personel olarak alınır. Ancak Turing'in yöntemleri tamamen şahsına münhasırdır ve istihbarat ekindeki herkesi çileden çıkaracaktır.

Künye 
Filmde Turing'i Benedict Cumberbatch oynuyor. Beyefendi "Star Trek: Bilinmeze Doğru" filmiyle yıldızlaşmıştı.Film aynı zamanda gerçek bir hikayenin uyarlama kitabından uyarlanmış :)

Filmde aynı zamanda Keira Knightley ve Matthew Goodey (Watchmen'in Ozymandias'ı) de yer alıyorlar.

Yorum
Ben filmi Türk yapımı "Devrim Arabaları" filmine benzettim. Hatta benzetmedim. Aynısı. Hatta ikisinin reytingleri de aynı.İkisinin de imdb puanı 8.1. Ama işte birini 480.000 kişi oylamış. Diğerini 6000 küsür kişi. Kötü kader...

Filmde tek çözülen şey Enigma'nın şifreleri değil tabi ki. İnsan ilişkileri, duygu değişimleri, savaş sırları, her şey. Filmde çözülmeyen şey yok.

Gayet başarılı bir film. Ama zor bir film. Ben bu tür başarı hikayelerini ve biyografileri seviyorum ama siz eğer sevmiyorsanız hiç başlamayın derim. 

Hayata İyi Seyirler...

30 Temmuz 2014 Çarşamba

"Düşes" Erkek Çocuk Doğurmadan Asla...

Avrupa tarihi özel ilgi alanıma girdiği için dönem filmlerini severek izlerim. Dün bir tane daha izledim. Hadi size de anlatayım.

Özet
2008 yapımı "Düşes" (The Duke) adlı film gerçek bir dramın öyküsü. Hikayeye göre Georgiana soylu bir ailenin genç ve güzel kızıdır. Georgiana ışığıyla ve enerjisiyle Devonshire Dükünün dikkatini çekmeyi başarmıştır. Tabi bu görünüşteki sebep. Asıl sebep, Georgiana'nın ailesindeki kadınların erkek çocuk doğurma potansiyelidir. Dük, Georgiana'yı ailesinden ister ve herkes olayı sevinçle karşılar. Georgiana da dahil. Genç kız, babası yaşındaki adamla güle oynaya evlenir. Ancak daha ilk gecesinde işin aslını fark eder ve trajedi başlar. 

Künye
Filmde Georgiana'yı Keira Knigtley ve Dükü de Ralph Fiennes oynuyor. Aksanları sebebiyle olacak ki Avrupa filmlerinde ikisi de aranan oynucular.

Yorum
Filmin gerçek yaşam öyküsü olduğunu söylemiştik. Georgiana'nın yaşam öyküsü. Belki de şöyle bir açıklama yapmak daha doğru olur: 1700'lerdeki Birleşik Krallığın Başbakanı Charles Grey'in nasıl başbakan olduğunu anlatan bir film.
Ben bu tür biyografik filmleri çok severim. "Boleyn Kızı" yada "Genç Victoria" gibi. Gerçeğe uygun olup olmadıklarını asla bilemesek de seyretmesi güzel oluyor. Siz de biyografik dönem filmlerini seviyorsanız, bunu da seversiniz. 

Hayata İyi Seyirler...

21 Ocak 2013 Pazartesi

Neyin "Kefaret"i???

Ağır aksak aşk filmi sevenlere duyurulur. Çoğunu ileri sararak izleyeceğiniz, sürprizli sonunda ise kedere boğulacağınız trajik bir drama.

2007 yapımı "Kefaret" (Atonement)'a bir bakalım. 13 yaşındaki Briony ergenlikle yeni tanışmakta olan heyecanlı bir kızdır. Broiny ve kalabalık ailesi, şato vari bir evde zenginlik içinde bir hayat sürmektedirler. Bir gün evin kahyasının oğlu Robbie (ki kendisi yeni yetme bir doktordur) küçük Briony'ye bir mektup verir ve bu mektubu Briony'nin ablası Cecilia'ya vermesini ister. Ancak Robbie, bu mektubu verdikten dakikalar sonra büyük bir hata yaptığını farkeder çünkü zarfa yanlış mektubu koymuştur. (zarfa Cecilia ile ilgili fantezilerini karaladığı mektubu koymuştur.) Briony'nin bu yasak mektubu okumasıyla çifte kavrulan hata, bir kaç gün sonra gelişen alakasız bir tecavüz olayının da Robbie'ye yüklenmesiyle büyük bir trajediye neden olur. Peki 13 yaşındaki Briony'nin yanlış anlamaları ve yanlış yorumlamaları sebebiyle yaptığı aleyhte tanıklık, Robbie'ye nasıl bir kefaret ödetecektir? Gerisini filmi izleyin ve görün.
 Festival filmi tadında bir dram. Cecilia'yı canlandıran Keira Knightley ve özellikle Robbie'yi canlandıran James McAvoy çok başarılılar. Filmin yönetmeni, roman uyarlamalarını çok seven Joe Wright. Romanın yazarı ise Ian McEwan.

Filmin reytingleri çok yüksek. Bence o kadarını hak etmiyor ama yüksek işte. İlla da izlemek isterseniz, siz bilirsiniz.

Hayata İyi Seyirler...