dönem filmi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
dönem filmi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

10 Mart 2017 Cuma

"Zaman Makinesi" En Kült Ama En Kötü Zaman Makinesi Filmi...

Eski filmlere geri dönüş yapabiliyoruz bazen. TV'de ne gösteriliyorsa izliyoruz işte. Anlatalım efendim..

İlgili resimÖZET
2002 yapımı “Zaman Tüneli” (Time Machine) bilim kurgu türünde. Olay 1900'lerin başlarında geçmektedir. Hikayeye göre Bay Hartdegen, bir fizik doktorudur. Genç, karizmatik ve aklı başında bir adam olarak dünya tatlısı bir kadına aşık olur. Tam kadına evlenme teklif edeceği gün elim bir kaza sonucu genç kadın hayatını kaybeder. Bay Hartdegen'in adeta dünyası yıkılır. Ancak genç adam kadere boyun eğecek değildir. Tüm zamanını bir zaman makinesi yapıp geçmişi değiştirmeye adar. Ömrü laboratuvarda geçmeye başlar. Dostları O'nu bu durumdan vazgeçirmeye çalışsa da nafiledir. Aradan yıllaaaaar yıllar geçer ve nihayet makine hazırdır. Bay Hartdegen zaman makinesine biner ve geçmişi değiştirmek için yola çıkar. Peki Bay Hartdegen kadere karşı açtığı savaşı kazanabilecek midir?

KÜNYE
Filmde Bay Hartdegen'i Guy Pearce oynuyor. Zaten beyefendi oynadığı pek çok filme rağmen bir tek bu rolle anılıyor.

YORUM
Film zaman makinesi temalı kült filmlerden. Filmin ortalarına kadar gideri var. 

Ama gerisi maaaaaalesef çok kötü yazılmış. Sanki senarist filmi yazmaya başlamış; yarıda tuvalete gitmiş; o gelinceye kadar filmi 8 yaşındaki çocuğu yazmış bitirmiş; sonra da baba oğul basket oynamaya çıkmışlar. Öyle bir film.

Vallahi ne diyeyim. Yarıya kadar izleyin. Saçma gelmeye başladığı an bırakın işte.


Hayata İyi Seyirler...

7 Kasım 2016 Pazartesi

"Aşk ve Gurur" Beni Orta okul ve Üniversite Yıllarıma Götüren Film...

İngilizce Öğretmeniyim ben. Eğitim Fakültesinde iken bol miktarda İngiliz Edebiyatı da gördüm tabi. Orada öğrendim zaten dönem incelemesi nedir; yazarın hayat hikayesi nedir; karakter analizi nedir... Bazı hikayelerin ne kadar saçma olduğuna karar vermeden önce bunların hepsini bilmek gerekir. Diyelim ki hepsini biliyorsun: Hikayenin geçtiği dönemi inceledin. Bunun yazarın hayatına etkilerini de inceledin. Yazarın yarattığı karakterleri de inceledin. Hepsi tamam. Baktın hikaye hala saçma geliyor; işte o zaman gerçekten saçmadır.

Bunları size şunun için anlattım. Daha orta okuldayken -Kütahya Ali Güral Anadolu Lisesi mezunuyum- “Pride and Prejudice” adlı kitabı “reading” dersinde okuduk. O zamanlar bu kitap bana çok saçma gelmişti. Hikayede geçen beş kız kardeşin şirret bir annesi vardı ve kadına dayanamıyordum. Kızların aşk hikayelerine ve sürekli koca peşinde koşmalarına da bir türlü anlam veremiyordum. Ne zaman ki üniversitede Victoria Dönemini çalıştık. İşte o zaman bu kızlarla da anneleriyle de empati kurabildim. Sonra da hikayeyi çok sevdim.

Zira Victoria dönemi İngiltere'sinde kız çocuklarının miras hakkı yoktur. Bir aile ne kadar zengin olursa olsun ya oğluna miras bırakabilir; ya da evli kızına ve damadına. Bu sebeple eğer bir ailenin hiç oğlu yoksa; kızlar bir an önce evlenmek zorundadırlar. Aksi taktirde bir saksı toprak bile miras alamazlar. Ne berbat bir durum değil mi???

Jane Austen de burada tuhaflığı görmüş ve bu duruma kalemiyle savaş açmıştır. Romandan uyarlanmış filmimize bir bakalım efendim...

pride and prejudice ile ilgili görsel sonucuÖZET
2005 yapımı “Aşk ve Gurur” (Pride and Prejudice) adlı film romantik trajikomedi türünde. Hikayeye göre Bennet ailesi beş kız çocuklu orta sınıf bir ailedir. Büyük bir evleri, bir kaç dönüm arazileri ve bir kaç hizmetçileri bile vardır. Ama yine de orta sınıf aile statüsündedirler. Elizabeth Bennet, bu ailenin en büyük kızıdır. Evlenme yaşı gelmiştir ama erkeksi ve sivri dilli kişiliği sebebiyle pek evlenecek gibi gözükmemektedir. Lydia ve Jane ise daha hoş ve dişi tabiatlı olduklarından dolayı evliliğe daha yakın gözükmektedirler. Evin annesi Bayan Bennet, kızlarının geleceğini garanti altına almanın tek yolunun evlilik olduğunu bilmektedir. Bu sebeple kızları süsleyip püsleyip balolara göndermektedir. Bakalım bu balolarda neler olacaktır?

KÜNYE
Filmde pek çok ünlü isim var. Keira Knightling, Jena Melone, Donald Sutherland ve daha pek çok isim. Filmin yönetmeni ise “Anna Karanina” ve “Hannah” gibi pek çok ünlü filmin daha yönetmeni de olan Joe Wright. Beyefendi genellikle aynı oyuncuyla bir kaç kez çalışmayı seviyor.

YORUM
Film çok hoş bir film. Victoria Döneminin “konuyla ilgili kısımları” kısmen verilebilmiş. Kitaptaki kadar olamaz tabi ama yeteri kadarı verilmiş.

Filmdeki karakterlerin hepsi çok güzel işlenmiş.

Ama en güzeli o görgüsüz anne. O kadına bayıldım. Hatta daha filmin başında eşim “Bu filmi izleyelim mi?” diye sorduğunda “Güzel tabi seversin. Tabi evin annesine katlanabilirsen...” demiştim. Eşim de “Niye ki?” diye sordu haliyle. Ben de önce kadını, sonra da kadının niye öyle olduğunu anlatınca durum anlaşıldı.

Filmi izleyin. Zira çok hoş bir romantik dram.Dönem filmi olması sebebiyle de tarihte bir yolculuğa çıkma imkanınız oluyor. Eminim izledikten sonra siz de bana hak vereceksiniz.


Hayata İyi Seyirler...

6 Kasım 2016 Pazar

"Duvak" Müthiş Bir Romantik Dram...

Uzun zaman önce bir film izlemiştim ve filme bayılmıştım. Ama nasıl olduysa size filmden bahsetmeyi unutmuşum. Vakit kaybetmeden anlamaya başlıyorum. 

painted veil ile ilgili görsel sonucuÖZET
2006 yapımı “Painted Veil”(Duvak) adlı film dram türünde bir dönem filmi. Hikayeye göre Kitty aile baskısı altında büyümüş genç bir kızdır. Bu baskıdan bir an önce kurtulmak için aşık olmadığı bir adamla evlenir. Aslında adam zeki ve çalışkan ve nazik bir doktordur. Yalnız biraz sıkıcı biridir ve -bir doktor için- pek de karizmatik sayılmaz. Bu sebeple Kitty evliliğine sadık kalmak için çaba göstermez. Ve kocasını başka bir adamla aldatmaya başlar. Üstelik de adama çılgınca aşık olur. Zeki doktor durumu farkeder ama bunu karısının yüzüne vurmaktansa kendince bir çözüm üretir. Çin'deki kolera salgınında gönüllü olarak çalışacağını bildirir ve karısını da alıp Çin'e taşınmaya karar verir. Peki ya karısı bu işi kabul edecek midir? Aşık bile olmadığı bir kocayla kolera salgınının göbeğine gidecek midir?

KÜNYE
Filmde doktoru Edward Norton oynuyor. Karısı Kitty'yi ise Naomi Watts canlandırıyor.

YORUM
Film çok güzel. Dram sevenler ve dönem filmi sevenler için harika bir film. Biraz yavaş gittiği doğru ama bence olması gerektiği gibi.

Açıkçası filmdeki aşka aşık olmamak mümkün değil. Sevgi, sabır ve azmin insanı nereden nereye götüreceği konusunda çok değerli bir örnek.

Eğer evliliğinizde sorunlar yaşıyorsanız mutlaka izleyin. Belki de çözüm yolundaki ilk adımı atabilmeniz için size güç verir.


Hayata İyi Seyirler...

10 Haziran 2016 Cuma

"In The Heart Of The Sea" Moby Dick'e İlham Veren Hikaye...

Eşim denizi sever. Deniz filmlerini sever. Denizle ilgili her şeyi sever. Bense denizi sevmem. Çünkü denizde midem bulanır. Deniz filmlerini de pek sevmem. Çünkü pek anlamam. İskele ne taraf, sancak ne taraf; onu bile bilmem. Ama bir denizcilik filmi izledim ve hoşuma gitti.

Özet
2015 yapımı “In The Heart of The Sea” (Denizin ortasında) adlı film fantastik bir macera filmi. Hikayeye göre genç bir yazar olan Wishaw, iyi bir hikaye arayışındadır. Yıllar önce Essex gemisinin başından geçenler de kulağına çalınmamış değildir. Wishaw bu hikayenin peşine düşer ve geminin mürettebatından Holland'a ulaşır. Holland inatçı bir yaşlıdır ve hikayeyi anlatmak istemez ama karısının ve Wishaw'un ısrarlarına dayanamaz. İşte Moby Dick'e ilham veren balina avı efsanesi böyle başlar.

Künye
Filmde tanıdık isimler var. Chris Hemsworth ve Cillian Murphy bunlardan en ünlü olanları.

Yorum
Filmin tek bir anında bile sıkılmadım.

İnsan psikolojisini ve insan ilişkilierini çok güzel yorumlamış bir film.

Görsel efekler doyurucu. Dönem filmi olması sebebiyle kostüm, makyaj, saç ve dekorlar epeyce emek istemiş.

Senaryo da çok basit ve çok leziz.

Ben filmi çok beğendim. Macera filmi arıyorsanız, siz de izleyin.


Hayata İyi Seyirler... 

11 Ağustos 2015 Salı

"Büyük Umutlar" Charles Dickens'ın Güzelim Eseri...

Yatar ayak yeni başlayan bir filme rastlayınca dayanamıyorum; izliyorum. Tanrı, jenerikleri lanetlesin :)))

Özet
2012 yapımı "Büyük Umutlar" (Great Expectations) adlı film dram türünde bir dönem filmi. Hikayeye göre Pip hem öksüz hem de yetim bir çocuktur. Pip, ablası ve eniştesi tarafından büyütülmektedir. Pip'in ablası taş kalplinin tekiyken eniştesi bir o kadar yufka yüreklidir. Küçük yetim, eniştesinin yanında demirci çırağı olarak çalışmaktadır ve halinden gayet memnundur. Ancak bir gün Pip evinin civarındaki bataklıklarda avare avare dolaşırken çalılıkların arasından berbat görünüşlü bir adam çıkar ve Pip'ten biraz yiyecek yardımı ister. Pip, adamın haline acır ve adama evden çaldığı yiyeceklerden getirir. İşte Pip'in yaptığı bu yardım, kendisine ziyadesiyle geri dönecektir. 

Künye
Filmde Pip'i Jeremy Irvene oynuyor. Yardıma muhtaç adamı ise Ralph Fiennes oynuyor. Bir de özette bahsetmediğim bir karakter var: Miss Havisham. Onu da Helena Bonham Carter oynuyor ki hanım efendi bu rol için  bir keresinde "Hayatımın rolü. En büyük hayalim" demişti. 

Diğer taraftan tahmin edeceğiniz gibi film bir roman uyarlaması. Charles Dickens'ın aynı adlı romanından uyarlama.

Yorum
Peki iyi uyarlanmış mı? Elbette hayır. Romanın yanına bile yaklaşamaz. Güzelim kitap senaryonun ve kurgunun başarısızlığı sebebiyle heba olup gitmiş.

Ama filmdeki en başarılı karakter işte o Miss Havisham karakteri. O, aynı kitaptaki gibi. Hatta Helena'nın doğuştan ilginç tipi sayesinde kitaptakinin çok ötesinde de denebilir.

Ha tabi koskoca Charles Dickens eseri. Kitap okumayı sevmem ama konusuyla ilgili fikrim olsun diyorsanız izleyin. Ama sonra pişman olmayın.

Hayata İyi Seyirler...