jude law etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
jude law etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

27 Aralık 2016 Salı

"Kara Deniz" Yine Bir Deniz Macerası...

Jude Law'ı bilirsiniz. Adamı izleyip de sevmeyen yok gibidir. Her sene bir film çeker. Her seferinde bambaşka bir karakteri canlandırır. Ama hiç bir filmde önceki rollerini sergilemez. Asla kendini tekrar etmez. Hatta çoğu filmde Jude Law izlediğinizi farketmezsiniz bile. Çünkü Jude Law o kişiye dönüşür. Hiçbir rol, üstüne yapışmaz sizin anlayacağınız. Bence bu müthiş bir şey.

Beyefendinin bambaşka bir rolde oynadığı bir filme bakıyoruz şimdi.

the black sea the movie ile ilgili görsel sonucuÖZET
2015 yapımı “Karadeniz” (The Black Sea) adlı film bir macera filmi. Hikayeye göre Robinson, sürpriz bir şekilde işten çıkarılmış bir denizaltı kaptanıdır. Oysa ki yıllardır aynı şirket için çalışmıştır ve hatta ailesini bile ihmal etmiştir. Robinson'ın morali çok bozuktur ve paraya da ihtiyacı vardır. Tam da o sıralarda para babası bir patrondan yasadışı bir iş teklifi gelir.:Hayalet bir tayfa ile birlikte yasadışı bir denizaltına binerek Karadeniz'in derin sularına batmış bir Nazi denizaltından Nazi altınlarını çıkarma operasyonu. Kaptan Robinson teklifi derhal kabul eder. Hemen ardından Ruslardan ve Amerikalılardan oluşan mürettebatla birlikte Karadeniz'in soğuk ve sularına doğru yola çıkılır. Peki acaba Nazi altınlarına ulaşılabilecek midir???

KÜNYE
Filmin ağa babası Tabi ki Jude Law. Gerisi teferruat.

YORUM
Film kesinlikle kadınların seveceği bir film değil. Zira empati duyulacak sahne sayısı sadece bir. O da toplam bir dakikalık bi şey.


Daha ilginci erkeklerin seveceği bir film de değil. Mürettebat o kadar gerzek ki adamları evire çevire dövesin gelir. Ama Kaptan Robinson güzel bir karakter. Mükemmel değil ama fena da değil. Pek aklı başında bir kaptan değil.  En azından Jude Law'ın oyunculuğu sayesinde büyümüş bir karakter.

Ha Jude Law için izlenir mi? İzlenir. Tabi yine siz bilirsiniz.


Hayata İyi Seyirler...

P.S. Kolstrofobiler kesinlikle izlemesin!!!

15 Temmuz 2014 Salı

"Büyük Budapeşte Oteli" Komik Bir Komedi...

Bu film de her gün yazmak istediğim ama hep ertelediğim bir film.

Özet
2014 yapımı "Büyük Budapeşte Oteli" (Grand Budapest Hotel) adlı film komedi türünde. Hikayeye göre Büyük Budapeşte Otelinin sahibi Bay Mustafa, 60-70 yaşlarında ilginç bir adamdır. Koskoca otelin sahibi olmasına rağmen otelin müştemilatındaki eski püskü bir odada kalmaktadır. Bu durum otelin müşterilerinden birinin dikkatini çeker. Genç müşteri bunun sebeplerini merak ederken Bay Mustafa müşterisinin merakını gidermek üzere onunla bir akşam yemek yemeyi kabul eder ve işin aslını anlatmaya başlar. 

Künye
Filmde Bay Mustafa'nın uzuuun uzun anlatacağı Gustave adlı karakteri Ralph Fiennes oynuyor. Onu dinleyen genç yazarı ise Jude Law canlandırıyor.

Yorum
Filmin bir öykü uyarlaması olduğunu belirtmek lazım. Senaryosu ilginç. Ama yönetmenliği daha ilginç. Filmdeki her şey çok hızlı gelişiyor ve buna rağmen çok sevimli duruyor. 
Bunu yanında saygıya dayalı o arkadaşlık hikayesi o kadar iyi işlenmiş ki eğer patron yada işçiyseniz filmin size katacağı çok şey bulabilirsiniz. 
Ben filmi beğendim. Umarım siz de beğenirsiniz. 

Hayata İyi Seyirler...

P.S. Filmde istemediğiniz kadar ünlüye rastlıyorsunuz. Hollywood'un en şeker ünlüleri filmin senaryosuna yedirilmiş çok tatlı bir sahne olmuş. 

4 Mayıs 2014 Pazar

"Acı Reçete" Gerilim Sevenlere...

Jude Law'la ilgili daha önceki yorumlarımda söylemiştim: Adamı hangi role koyarsan o oluyor. Oynamıyor yani o oluyor. Benim bu düşüncelerimi yine destekleyen bir film izledim iki gün önce. Hadi şu filme bir bakalım.

Özet
2013 yapımı "Acı Reçete" (Side Effects) adlı dramatik gerilim filminde Emily, kocası hapisten yeni çıkmış bir kadındır. Emily aslında kocasının 4 yıl sonra geri dönüşüne çok mutlu olmuştur ama yıllar sonra kocasının koluna girip yeniden topluma karışmak onun kafasını karıştırmıştır. Bir anda depresyona giren Emily, intihara teşebbüs eder ama ölmeyi başaramaz. Hastaneye kaldırılan Emily, Doktor Banks'ten psikiyartik yardım almaya başlar. Doktor Banks, Emily'nin eski psikiyatrıyla görüşür ve o güne kadar kullandığı ilaçları öğrenir. Ancak o eski ilaçlar belli ki işe yaramamıştır ve bu yüzden de yeni ilaçların kullanılması gerekmektedir. Fakat bu ilaçların yan etkileri Emily'nin de, doktoru Johnatan Banks'in de hayatını karartacak bir süreç başlatır.

Künye
Filme Dr Banks'i Jude Law oynuyor. Emily'yi ise Rooney Mara canlandırıyor. Filmin yönetmeni Steven Soderbergh ise Ocean's 11, 12 ve 13'ün de yönetmeni.

Yorum
Ocean's serisini çok sevmeme rağmen izlemekte ve takip etmekte zorlanmıştım. Hatta yer yer sıkılmıştım. Bu filmde de aynı şey var. Ama neyse ki sonu iyi bağlanmış da filmin sonunda tatmin oluyorsunuz. Tabi kızla ilgili gerçek hastalığı anlamakta sorun yaşamazsanız. 

Film fena değil. İzlenebilir yani. Hele bir de gerilim seviyorsanız, hoşunuza gidebilir.

Hayata İyi Seyirler...

21 Ekim 2012 Pazar

"Hırsız" Olmanın Bedeli Bu Kadar Ucuz Mu???

Dün “Oh be! Televizyonda Jude Law filmi varmış. Dur, şunu bir izleyeyim” diyerek 2006 yapımı “Hırsız” (Breaking and Entering) adlı bir filmin başına oturdum.Oturmaz olaydım. Sebeplerini açıklayayım.

Bir kere filmin adının “Hırsız” olduğunu, başrolünde de Jude Law'ın oynadığını görünce hırsızın Jude Law olduğunu zannetmiştim. Ama yanılmışım. Jude Law bir peyzaj mimar rolündeydi kendisinin işyeri soyuldu.

İkincisi, film her yönüyle bizim yaşam tarzımıza aykırıydı. Filmde birlikte yaşama, hırsızlık yapma, fuhuş yapma, çocuğunu babasından kaçırma gibi olmadık eylemler neredeyse aklanmış. Film boyunca herkes bir suç ya da bir kabahat işledi, ama kimse ne bir bedel ödedi, ne de bir ceza çekti. Bilakis, hepsi huzura erdi.

Filmin konusunu anlatma ihtiyacı bile bulmuyorum. Çünkü bu filmi beğenmedim. Beni oranlarını da abartılı buldum. Tavsiye etmiyorum. Yine de illa izlemek istiyorum diyorsanız, siz bilirsiniz.

Hayata İyi Seyirler...

18 Ekim 2012 Perşembe

"Kapıdaki Düşman" Nasıl Öldürülür???

Jude Law nasıl bir adamdır anlamıyorum. Kendisini hangi filmi izliyorsam, sadece o karakteriörüyorum. Adam o kadar iyi bir oyuncu ki kendisi geri planda kalmayı, oynadığı karakteri ön plana çıkartmayı çok iyi başarıyor.

"Enemy At The Gates"ten bahsetmek istiyorum. Yani "Kapıdaki Düşman"dan. 2001 yapımı bu filmde de Jude Law'ı değil, Vassili adlı bir Rus keskin nişancıyı izliyoruz. Dedesinin daha çocukken karlı dağlarda geyik avlamayı öğreterek çekirdekten yetiştirdiği Vassili, 2. Dünya Savaşı esnasında Almanlar Rus toprakları içindeki Stalingard sınırına varınca, marifetlerini sergilemek zorunda kalır ve çok üst düzey subayları 5 dakika içinde tek tek temizler. Bu başarının üzerine kendisi, ordunun keskin nişancısı olarak görev yapmaya başlar. Tek görevi ise usta oyuncu Ed Harris'in canlandırdığı Alman keskin nişancısını öldürmektir. Böylece iki keskin nişancı arasında adeta bir kedi-fare kovalamacası başlar. İşin içine biraz da dostluk ve aşk katınca senaryo iyice renkleniyor.

Uzun zaman okçuluk yapmış biri olarak, hedefi vurmanın ne kadar keyifli bir şey olduğunu biliyorum. Bu yüzden her iki karaktere de az çok empati yapabildim ve filmden çok keyif aldım.

Ama eminim filmi izleyen herkes en az benim kadar keyif alacaktır. Zaten filmin reytingleri de öyle söylüyor. İzleyin, pişman olmazsınız.

Hayata İyi Seyirler...