ben affleck etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ben affleck etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

25 Mayıs 2017 Perşembe

"Hesaplaşma" Otistik Muhasebecinin Sıra dışı Hikayesi...

Bir öğretmen olarak geçen sene katıldığım seminerlerin birinde hocamız bir istatistikten bahsetti. "Artık özel eğitim merkezine gelen çocukları 10'da 8'i otistik" dedi. Ve biz -bütün salon- ürperdik. 

Otizm kavramıyla tanışmamız epey eskilere dayanıyor gerçi. Taaaa "Yağmur Adam" dönemlerine kadar uzanıyor diyebiliriz. Şimdi ise her yer yağmur adamlarla dolu. Haliyle bu tür insanların hikayelerini anlatan filmler de sayıca artacaktır. 

İşte yine bir otistiğin hikayesi geliyor.

ÖZET
2016 yapımı "Hesaplaşma" (The Accountant) adlı film aslında bir suç filmi ama sığ gözlerle bakınca drammış gibi görünüyor. Hikayeye göre Christian, asker babadan olma ve ev hanımı anneden doğma otistik bir çocuktur. Christian 10 yaşlarına geldiğinde hastalığı iyice artar ve annesi bu duruma daha fazla dayanamayıp çocuklarını da kocasını da kaderlerine terk eder. Otistik çocuk bu duruma aşırı verse de olan olmuştur. Asker baba, çocuklarını kaderlerine terk edecek bir baba değildir. Çocuklarının, özellikle de Christian'ın eğitimiyle birebir ilgilenir. Aradan yıllar geçer Christian büyür ve başarılı bir muhasebeci olur. Ancak Christian sıra dışı otistik becerileri sayesinde vergi sisteminin açıklarını bulur ve müşterileri için evrakta sahtecilik konusunda saman altı bir imparatorluk kurar. Tabi bu işler zamanla başına epeyce bela açacaktır...

KÜNYE
Filmde otistik muhasebeciyi Ben Affleck oynuyor. Başrol fena halde güçlü olduğu için; hatta o kadar ki film artık biyografi filmi olduğu için diğer oyunculara değinmeye pek gerek yok. 

YORUM
Film çok güzel. Ben çok beğendim. Annesinin terk ettiği, asker babasının eğittiği, otistik bir muhasebeciden bir suç makinesi nasıl olur deseniz ancak böyle olurdu derim. 

Mutlaka izleyin derim. Hele ailenizde böyle özel çocuklar varsa mutlaka izleyin. Ne yapmanız ve ne yapmamanız gerektiği konusunda size bir kaç fikir verebilir. 

Hayata İyi Seyirler...

12 Nisan 2016 Salı

"Batman Süperman'e Karşı" Ben İkisine de Karşı...

Ben tamamım arkadaş. Tövbe ettim. Bir daha süper kahraman filmlerine gitmeyeceğim. Bardağı taşıran film ise işte bu film. "Batman vs. Superman"

Özet
2016 yapımı film flash back'la başlıyor. (Çelik Adam filminin son 10 dakikasına atıf yapılarak başlıyor.) Hikayeye göre Bruce Wayne, Superman'in General Zod'la kapışmasına tanık olmuştur. Hatta bu savaşın tam ortasında kalmıştır ama elinden hiç bir şey gelmemiştir. Tamam, Zod etkisiz hale getirilmiştir ama diğer uzaylının da icabına bakılması gerekmektedir. Yarasa Adam kolları sıvar ve Superman'i bitirecek operasyonu başlatır. Nasıl bitirecekse...

Künye
Film yıldızlar geçidi. Henry Cavill, Ben Affleck, Amy Adams, Kevin Costner, Jessie Eisenberg, Jeremy Irons, neyse... Say say bitmez...

Yorum
1) Filmin sadece girişi çok güzeldi. 


2) Kötü Adam Lex Luthor'un içine Joker kaçmış gibiydi.


3) Görsel efektler 3D'nin hakkını veremedi. 


4) Ben Affleck yüz hatları bağlamında tam bir Bruce Wayne olsa da tavır olarak assssssla bir Yarasa Adam değildi. 


5) Alfred karakteri çok kötüydü. Gördüğüm en itici Alfred'di. Çok bilmiş Alfred gitmiş; yerini ukala Alfred'e bırakmıştı. Ayrıca da Bruce Wayne'in dedesi yaşında olması gerekirken abisi yaşında gibi duruyordu.



6) Filmde topu topu üç tane espri vardı ve hepsi de buz gibiydi.


7) Batman çok ezikti; 


8) Superman çok arabeskti.


8) Lex'in yarattığı canavar yedi yaşındaki oğlumu bile korkutmayı başaramadı.

9) Ayrıca bu kadın da nereden çıktı? Batman ve Superman de dahil kimse anlamadı.


Çok acımasızca eleştirdiğimi düşünebilirsiniz ama maalesef film bundan fazlası değildi.

Hayata İyi Seyirler...

5 Ocak 2015 Pazartesi

"Kayıp Kız" Ya Kayıp Aslında Kaybolmadıysa???

Eşim bir arkadaşından iki film bulmuş gelmiş. “İzleyelim” dedi. “Yalnız biri vahşet filmiymiş. Öbürünü izleyelim. Çocuklar ayakta.” dedi. “Neymiş öbürünün adı?” diye sordum. “Gun Girl” dedi. “E bu da vahşet filmidir?” dedim. Sonra anladım ki “Gun Girl” değil; “Gone Girl” demek istemiş. Ve sonra bir şey daha anladık ki.......... O kısmını yorumlara yazalım. Önce filme bakalım.

Özet
2014 yapımı “Kayıp Kız” (Gone Girl) adlı film gizem türünde. Hikayeye göre Nick ve Amy yeni evli bir çifttir. Amy, sosyetik ve akıllı bir kadınken Nick sınıf atlamak üzere olan taşralı bir yazardır. Bu ikili her ortamda örnek çift olarak gösterilirken aşklarına heyecan katmak için hemen hemen her fırsatı da değerlendirmektedirler. Bir gün Nick eve gelir ve salondaki eşyaların darmadağın edilmiş olduğunu görür. Amy ise evde yoktur ve kendisine ulaşılamamaktadır. Durumdan şüphelenen Nick hemen polis çağırır. Ancak işler fena patlar ve hiç umulmadık bir gelişmeyle sonuçlanır.

Künye
Filmde Nick'i Ben Affleck oynuyor. Filmin yönetmeni ise "Dövüş Kulübü" ve "Sosyal Ağ" filmleri de dahil bir çok muhteşem filmi de yönetmiş olan David Fincher. Filmin bir roman uyarlaması olduğunu da ilave etmek lazım.

Yorum
1) Önce baştaki o şeyden bahsedeyim. Film hem cinsel içerikli hem de vahşet içerikli olduğu için kesinlikle ve kesinlikle çocuklar ayaktayken izlenecek bir film değilmiş.
2) Ama gizem filmi olarak güzel. Karakterlere karşı filmin henüz başındayken hissedeceklerinizle sondaki hisleriniz arasında dağlar kadar fark olacağına emin olun. 
3) Gizem filmlerini seviyorsanız mutlaka izleyin. Ama sevmiyorsanız benim gibi gerilir kalırsınız. Yani siz bilirsiniz.


Hayata İyi Seyirler...

27 Temmuz 2014 Pazar

"Büyük Kumar" Tatilde Aksiyon Arayanlara...

Justin Timberlake çok şeker bir adam. Müzik yaptığında devleşiyor. Ama her nedense film yaptığında dipleri görüyor. "Zamana Karşı" (In Time) adlı muhteşem filmde bile parlayamamış olması büyük talihsizlik - ki bunu daha önce söylemiştim, bence büyük oranda pazarlama hatası. İşte size beyefendinin güme gitmiş bir filmi daha.

Özet
2013 yapımı "Runner Runner" (Büyük Kumar) adlı film bir suç filmi. Hikayeye göre Richie tıpkı babası gibi usta bir pokercidir. Aynı zamanda bir üniversite öğrencisidir. Ancak Richie için üniversitede işler pek yolunda gitmez ve Richie üniversite harcını ödeyemezse üniversiteden atılma riskiyle karşı karşıya kalır. Bu sebeple son birikimiyle poker oynamaya karar verir. Hemen internete girer, sanal bir masaya oturur, parasının hepsini riske eder ve 5 dakika içinde tamamını kaybeder. Ancak bu kayıp ona hiç normal görünmemektedir zira Richie dolandırıldığını fark etmiştir. O paraya her şeyden çok ihtiyacı olan Richie, bu olayı çözmek zorundadır.

Künye
Filmde Richie'yi Justin oynuyor. Justin'i severim ama üniversite öğrencisi için biraz yaşlı kaldığını kabul etmek zorundayız. İnternet sitesinin sahibini ise Ben Affleck oynuyor. Dümdüz ve bu yüzden de zor bir karakter diye tanımlanabilecek türden bir rol.

Yorum
Aslında film, kumar filmi gibi görünen bir mafya filmi. Karmakarışık ilişkilerin ve kandırılmış insanların filmi. İmdb puanları düşük, ama bence oradaki reytinginden bir tık daha fazlasını hak edecek bir film. Sadece biraz Hollywood zırvalıkları var, o kadar.

Filmsiz kalırsanız (benim gibi) izleyebilirsiniz. Ama ille de kumar filmi diyorsanız playliste eklemenizde bir sakınca yok.

Hayata İyi Seyirler...

20 Ekim 2012 Cumartesi

"Argo" Konuşulur mu???

Son zamanlarda Hollywood'un en çok parlayan yıldızı sizce kim? Aklınıza bir kaç isim geliyordur mutlaka. Bir tane de ben söyleyeyim: Ben Affleck. Buna kimsenin itirazı olmaz herhalde. Son bir kaç yıldır beğeni oranları çok yüksek filmlerde oynuyor. Gerçi dahabeyefendinin hiç bir filminin hasılat rekorları kırdığını görmedim. Fakat kariyerinde hızlı ama emin adımlarla ilerlediği kesin.

Kendisini bu kez daha yeni gösterime girmiş olan "Operation: Argo" adlı filmde izliyoruz.  Film 1989'da geçiyor. İranlı devrimciler İran'daki Amerikan Elçiliğine saldırıyor ve binadaki Amerikalıların bir kısmını rehin alıyor. Ancak Amerikalıların 6 tanesi oradan kaçıp Kanada Elçiliğine sığınmayı başarıyor. CIA ise o 6 vatandaşını kurtarmak için derhal bir kurtarma operasyonu başlatıyor: "Operasyon: Argo". Operasyonu yönetecek olan kişi ise Ben Affleck'in canlandırdığı Tony Mendez. Tony Mendez ilginç bir plan hazırlıyor ve sanki bir film çekiyormuş gibi yapıp rehineleri kurtarmaya çalışıyor. Yani film sahte, ama operasyon gerçek.
 
Filmin "operasyona hazırlık sahneleri" süper. Tony Mendez'in o kısıtlı vakitte öne çıkardığı detaylar ve ekibini eğittiği sahneler şahane. "Vay be, neleri düşünmüşler" dedirtiyor insana. 
 
Filmi izleyin, gerilmeyin ama heyecanlanın. Pişman olmayacaksınız.
 
Hayata İyi Seyirler...

15 Ekim 2012 Pazartesi

"Hırsızlar Şehri"ne Seyahat Etmek İster misiniz???


Ben Affleck'i yıllar önce Armaggedon'la tanıdık. O zamanlar genç bir adamdı ama yıldızın parlak olduğu belliydi. Neyse ki zaman içerisinde körelmedi, aksine kendini geliştirdi ve nihayet kendi yazıp yönettiği bir filmde oynadı.

2010 yapımı "The Town"dan (Hırsızlar Şehri'nden) bahsediyorum. Kendisi filmde bir banka soyguncusunu oynuyor. Hem de babadan kalma hırsızlık geleneğini meslek edinmiş bir banka soyguncusu. Elbetteki soygunları tek başına yapmıyor. Kendisine işi ayarlayan "The Town" adında paravan bir çiçekçi ve soygunları beraber yaptıkları bir ekip daha var. İşte bu ekipte ona “kardeşim” dediği Jeremy Renner eşlik ediyor. Yaptıkları son banka soygununa kadar işler yolunda gidiyor. Ama son soygundan sonra Ben Affleck'in bankacı kıza aşık olmasıyla işler karışıyor.

Ben filmi beğendim. Zaten filmin beğeni oranları da hiç fena değil. Bu başarısından sonra öyle görünüyor ki Ben Afflcek yazmaya ve yönetmeye devam edecek. Biz de o filmleri izlemeye devam edeceğiz.

Hayata İyi Seyirler...

10 Ekim 2012 Çarşamba

"Çarpışma" "Şeritleri Değiştirmek"le Aynı Şey mi???

Bundan bir kaç yıl önce eşimle bir iddiaya girmiştik: Değiştiremeyeceğimiz şeyler için şikayet edinen taraf, 10 TL ceza ödeyecekti. Sonuç ne mi oldu? Kısa sürede bir lap top alacak kadar para biriktirdik.

İşte bu film bana o iddiayı çağrıştırdı. Önce Samuel L. Jackson'ın canlandırdığı Doyle Gibson karakterini analiz edelim. Çocuklarının velayetini üzerine almaya çalışan, dengesiz ve alkolik bir babadan bahsediyoruz. Vasat bir geliri olan adamımız, bir sigortacı. Velayet duruşmasına yetişmeye çalışırken, yandaki adamın aniden direksiyon kırması sonucu arabalar birbiriyle çarpışıyor ve o talihsiz gün başlıyor.

Gelelim "aniden direksiyon kıran adam"a. Kendisi varlıklı bir ailenin damadı: Avukat Gavin Banek. Ben Affleck'in canlandırdığı karakter, 100 milyon dolarlar değerindeki bir şirketin çok önemli bir davası için mahkemeye evrak yetiştirmeye çalışan hırslı bir adam. Kendisi duruşmaya yetişebilmek için Mercedes'inin direksiyonunu aniden kırıyor ve başka bir araca çarpıyor. Ve bu olay, ukala avukatımız için de o kara günün başlangıcı oluyor.

2002 yapımı filmde güzel olan pek çok şey var. Bunların biri filmin adı. "Şeritleri Değiştirmek" anlamına gelen başlık aslında bu iki insanın hem hayatları boyunca, hem de o gün boyunca, nasıl ikide bir şerit değiştirdiklerini temsil ediyor. Bu iki koca adam hayat yolunda adeta makas atarak ilerliyor. (Gerçi nasıl oluyorsa filmin adı Türkçe'ye "Çarpışma" olarak çevrilmiş ama olsun, yapacak birşey yok.)

Filmin bir diğer güzel yanı (belki biraz kişisel olacak ama) iki adamın da ağzından çıkan birer cümle: Bunların biri, sabırların zorlandığı bir anda S. L. Jackson'ın ellerini gökyüzüne açarak ettiği dua: "Tanrım bana değiştiremeyeceğim şeyleri kabullenebilmem için güç ver." İkincisi de Ben Affleck'in huzur aramak için girdiği kilisede asabice yaptığı itiraf: "Tanrı bazen iki adamı bir kese kağıdına koyup kapıştırıyor."

Reytingleri pek yüksek olmayan bu film, bu iki cümlesi ve ismindeki büyü sayesinde, bende iz bıraktı. Film güzel. İzleyin, bir şey kaybetmezsiniz, ama birşeyler kazanabilirsiniz.

Hayata İyi Seyirler...