sylvester stallone etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
sylvester stallone etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

11 Mayıs 2016 Çarşamba

Rocky 1-2-3-4-5-6-7... Yazmak için 30 yıl beklediğim yazı...


Rocky filmleri benim en favori film serimdir. Her bir bölümünü -kimbilir- kaçar kez izledim.

Ancak seriyle ilgili insanların aklına takılan bir kaç şey var. Seri aslında bir boks filmi serisi gibi gözükse de aslında çok derinlikli bir film. Rocky denen boksör en'leri yaşayan bir adam. Örneklendirelim:

O, EN BÜYÜK AŞIK!
Rocky'nin Adrian'a olan aşkı efsanedir. Çirkin ördek yavrusu Adrian'a aşık olmak, onunla evlenmek ve onu beyaz kuğuya çevirmek başka hiç bir filmde göremeyeceğiniz bir şeydir.



O, EN CÖMERT FAKİR!
Kenar mahallenin birinde bir göz evde yaşayan ve 40 dolara maça çıkan bir adamken bile su kaplumbağaları, köpekler falan besleyen koca yürekli bir adamdır.



O, EN MÜTEVAZİ ZENGİN!
Apollo'yla yaptığı maçtan sonra büyük bir servete ve ünvana kavuşan Rocky büyük bir malikanede yaşamaya başlar. Ancak bu zenginlik onu hiç mi hiç bozmaz



O, EN BÜYÜK KAYBEDEN!
Rocky bir dönem sağlık sorunları sebebiyle maçlara çıkamaz ve tüm varlığını kaybeder. Ama asla pes etmez ve bir şekilde para kazanmanın yolunu bulur. Antrenörlük yapar, “Rocky'nin özel eşyaları mezatı” yapar, restorancılık yapar, vb.














O, EN BÜYÜK BABA!
Biricik oğlu onunla gurur duymaktadır.



O, EN NEFRET EDİLEN BABA!
Rocky bir dönem para kazanma peşindeyken oğlunu ihmal eder. Ergenlik çağındaki çocuk dikkat çekmek için Rocky'ye epeyce dert açar. Çocuk yetişkinliğe adım attığında ise babasıyla ilişkisi oldukça zayıftır. Onu herkes “Rock'nin oğlu” olarak tanır ve bu durum onun için kabus gibidir.




O, EN CAN DOST!
Rocky'nin en büyük dostu Apollo'dur. 2. ve 3. filmde Apollo Rocky'e dostluk eder. 4. ve 7. filmde dostluk etme sırası Rocky'ye geçer.


O, EN CENTİLMEN BOKSÖR!
Maçlarında asla kural çiğnemez. Rakibe çirkeflik etmez. Tahrik edici sözler söylemez. Hakemlerle de, rakiplerle de iyi geçinir.


O, EN ÇALIŞKAN ÖĞRENCİ!
Seri boyunca bir kaç antrenörle çalışır ve hepsinin de sözünü dinler. En uçuk antrenmanlara bile sabırla katlanır. Ara sıra mızmızlık yapsa da asla saygısızlık yapmaz.


O, EN İYİ ÖĞRETMEN!
İlk filmden son filme kadar birilerine hocalık yapar. Bu bazen bir komşu kızına nasihat etme, bazen genç boksörlere antrenörlük yapmak şeklindedir. Ve Rocky hepsinde de başarıya ulaşır.


O, EN ESPRİLİ SPORCU
Rocky kimsenin kalbini kırmaz. Kırsa da özür diler, alttan alır. Tatlıya bağlar. Kırılırsa da şakaya vurup geçer.


O, EN BARIŞÇIL BARIŞ ELÇİSİ
Rocky, toplumsal ve küresel meselelere karşı son derece duyarlıdır. Hayır kurumları için ringe çıkıp bir kamyon dayak yediği de olur; Rusya-Amerika soğuk savaşına çözüm de bulur :)


Bana katılırsınız; katılmazsınız bilmiyorum. Ama durum bu. Kimse Rocky serisine bu gözle bakmaz. Ama aslında Rock serisi muhteşem bir seridir.

Yani seriyi mutlaka izleyin. İzlediyseniz bir daha izleyin. Ama bu gözle izleyin.

Hayata İyi Seyirler...

P.S. Kimse bilmez ama serinin senaristi ve yönetmeni Sylvester Stallone'nun ta kendisidir. Seri bölümleri pek çok Oscar ödülü de kazanmıştır.

10 Kasım 2014 Pazartesi

"Cehennem Melekleri 3" Bizim İhtiyarlar 3 :)))

Dün eşim, elinde bir flaş bellek "İki tane filmimiz var. Hangisini izleyelim?" dedi. Ben de "Neymiş onlar" dedim. "Biri bilim kurgu, diğeri de "The Expendables 3" dedi. Direk atladım tabi "". Hangisine atladığımı söylememe gerek yok artık. Direk konuya gireyim.


Özet
2014 yapımı "Cehennem Melekleri 3" (The Expendables 3) adlı film aksiyon türünde. Hikayeye göre Cehennem Melekleri Timi, türlü türlü operasyonlar yapmaya devam etmektedirler. Sıradaki görev ise, nakliyesi yapılmak üzere olan yüksek etkili bir bombayı ele geçirmek olacaktır. Tabi aksiyona doymayan ekip, geçerken eski bir Meleği de hapisten kaçırma operasyonunu da araya sıkıştırıverir. Bu ayak üstü operasyon biter bitmez söz konusu bombanın bulunduğu limana baskın yapılır. Ancak bu sırada ekibin lideri Barney, hiç beklenmedik eski bir düşmanla karşılaşır. Yıllar önce öldürdüğünü zannetiği Conrad'ı görünce Barney'in aklı uçar. Şu durumda yeni görev bellidir: Yarım kalan işi bitirmek...

Künye
Filmin senaristi yine Sylvester Stallone. Beyefendi, oğlunun ölümünün ardından yapılan "Stallone bitti" yorumlarına bir kez daha cevap vermiş desek yeridir. Diğer taraftan filmdeki tanıdık oyuncular saymakla bitmez. Harrison Ford'lar, Arnold'lar, Antonio Banderas'lar, Jet Li'ler, Jason Stathom'lar, Mel Gibson'lar, Wesley Snipes....... havalarda uçuşuyor. Hatta abartmadan söylüyorum: Filme 3 dakkada bir, bir ünlü giriyor:)))

Yorum
Yorumlara gelince... Vallahi ben Stallone filmlerine karşı bi hayli torpilli davranıyorum. Yine öyle yapacağım. Film çok eğlenceli. Ha tabi aksiyon filmi gibi görünen fantastik komedi türünde bir filme benzediğini söylemek yerinde olacak.
2-3 kez izleyeceğiniz bir film değil belki ama en azından bir kere izleyin. Yaşlarının toplamı 2500 olan bu usta aktörlerin nasıl usta aktör olduklarını mutlaka görün.
Film boyunca 8-10 kostüm değiştiren moruklara (bunu bir iltifat olarak yazıyorum) en çok yakışan kostümlerin komando kostümü olduğunu siz de görün.
Senaryodaki operasyonların hem yeni nesil hem eski nesil operasyonları nasıl harmanladığını görün.
Filmdeki gençlerin filme nasıl bir hava kattıklarını da görün.
Görün yani :)))

Hayata İyi seyirler... 

27 Ekim 2014 Pazartesi

"Hesaplaşma Zamanı" Komedi Türünde Boks Filmi...

Ne derler? Yata r ayak bir filme denk geldim. İki eski boksör... Yok yok iki eski aktör... Yok gene olmadı! İki "usta boks aktörü"... Heh tamam şimdi oldu:))) İşte onların oynadığı bir filme yatar ayak. "5 dakka daha, 10 dakka daha" derken filmin sonunu getirdik küçük oğlumla. Hadi filmi anlatayım size...

Özet
2013 yapımı "Hesaplaşma Zamanı" (Grudge Match) adlı film macera komedi türünde bir boks filmi. Hikayeye göre Razor (Stallone) ve Billy (De Niro) çok eski iki boksördürler. Ancak bu ikisinin arasında 30 sene öncesine dayanan bir husumet vardır. Kadın meselesi yüzünden diyelim ;) Aradan bu kadar uzun zaman geçmiş olmasına rağmen Razor olayı unutamamıştır. Çünkü hayatı fazlasıyla ciddiye alan biridir. Billy ise olayı daha ertesi gün unutmuştur. Çünkü o da hayatı fazlasıyla hafife alan biridir. Bu ikisinin yolları yıllar sonra yeniden kesişir ve aralarında çıkan kavga youtube'a yansır. Bu video sosyal medyada çok tutunca yapımcılar paranın kokusunu alır ve bir maç ayarlanır. İşte üç ay sürecek olan maça hazırlık süreci, hem beyefendileri bize tanıtacak; hem de bizi güldürecektir.

Künye
Filmde boksörleri kimlerin oynadığı belli. O malum kadını ise Kim Basenger oynuyor.Filmin yönetmeni Peter Segal'i ise "Asabiyim" yada "50 İlk Öpücük" gibi filmlerinden tanıyoruz (ki bu filmin reytingleri de tarzı da diğerleriyle tıpatıp aynı).

Yorum
Açıkçası filmin bok filmi olduğunu ve boksörlerin de malum beyefendiler olduğunu görünce bir an "Rocky ile La Motta'nın kapışması olabilir mi acaba???" dedim ama alakası yokmuş. Yıkıldım desem yeri yani. 

Onun dışında komik sayılabilecek ögelere sahip tatlı bir film. Hatta Billy'nin o soğuk şakaları bile güldürüyor insanı.

Boş bir zamanda bir kereliğine izlenecek şeker bir film. Yani ihtiyarları izleyin, gülün derim. 

Hayata İyi Seyirler...

15 Ocak 2014 Çarşamba

"Kaçış Planı" Dünyanın En Güvenlikli Hapishanesi..

Bana ister “kro” deyin, ister “maço” deyin, ister “erkek Fatma” deyin. Ne derseniz deyin. Çocukken de severdim Arnold ile Stallone'u; hala da çok seviyorum. İşte onları hala seviyor olma sebeplerimden biri...


Özet
2013 yapımı Kaçış Planı (Escape Plan) adlı aksiyona bir bakalım. Hikayeye göre Breslin, özel bir güvenlik şirketi için çalışmaktadır. İşi ise hapisten kaçmaktır. Evet yanlış duymadınız; hapisten kaçmak. Breslin çeşitli şekillerde 17 hapishaneye girmiş ve hepsinden kaçmayı başararak hapishane müdürlüklerine zayıf yönlerini bildirmiştir. Hatta Breslin bu konuda kendini o kadar geliştirmiştir ki bir kitap bile yazmıştır. Bir gün yine bir iş siparişi gelir ve çok özel tasarlanmış dünyanın en güvenlikli bir hapishaneden kaçması istenir. Breslin, bu işi yüksek bir fiyata kabul eder. Breslin hazırlıklarını yapar ve hapse tıkılmak için yola koyulur. Ancak bunun bir iş değil; bir ortadan kaldırma operasyonu olduğunu anlamasıyla o zorlu hayatta kalma mücadelesi başlar.



Künye

Filmde Breslin'i elbette ki Stallone oynuyor. Ona hapishanede arkadaşlık eden kişiyi ise Arnold Schwarzenegger canlandırıyor. He bir de arada çerez oyuncu olarak 50 Cent'i görebilirsiniz.


Yorum
Tabi ki izleyin. 65 yaşındaki adamlarda ne enerji var, bir görün. Zaten senaryo da çok güzel. Ben çok beğendim. Zaten hapishane filmlerini çok severim. Siz de eğer “Son Kale” gibi, “Esaretin Bedeli” gibi, "Felon" gibi filmleri beğendiyseniz; bunu da beğenirsiniz.


Hayata İyi Seyirler...



3 Ocak 2014 Cuma

"Suikast Çemberi" Kimvurduya Gidenler İçin...

Geçen pazar akşamı sinema kanallarında bir film gösterildi. Aslında daha önceden bir kaç defa izlemiştim filmi ama eşime eşlik etmek için yeniden izledim. Adı üstünde ya:)))

Özet
"Suikast Çemberi" (The Assasins) adlı film 1995 yapımı bir suç ve aksiyon filmi. Hikayeye göre Robert Rath, bir kiralık katildir. Rath, bu işi yıllardır yapmaktır ve işinin en iyisidir. (Ha işinden memnun değildir, o ayrı konu.) Rath'in patronu bir gün yine bir iş sipariş eder. Rath, hedefi öldürmek için her zamanki gibi kusursuz bir plan yapar. Olayın gerçekleşeceği mahale sızar ancak o sırada aklına gelecek son şey başına gelir zira hedefi bir başka kiralık katil öldürür. Peki acaba bu kiralık katili kim tutmuştur, neden tutmuştur ve (daha da önemlisi) bu kiralık katilin sonraki hedefi kim olacaktır???

Künye
Filmde Rath'i elbette ki Sylvester Stallone oynuyor. Beyefendi, soğukkanlı ve ihtiyar kiralık katil tiplemesini kendine çok güzel yakıştırmış. Diğer kiralık katili ise Antonio Banderas oynuyor. Onun da hakkını vermek lazım. Genç, hırslı ve psikopat bir tetikçi ancak böyle oynanırdı. He bir de Julianne Moore var, Electra rolünde. O da bu iki katilin arasında ölmeye çalışan şaşkın kadını oynuyor ama onu boş verin. Biz asıl filmin senaristlerine odaklanalım. Zira filmin senaristleri Wachowski kardeşler. Yani Matrix'in senaristleri. Ama tabi bu film Matrix'in tırnağı olamaz, onu da söylemek lazım.

Yorum
Filmi izleyelim mi? E izleyin yani. Senaryodaki bazı boşlukları görmezden gelirseniz beğenebilirsiniz. Ya da bunu bırakıp Salt'a bir tekrar atın. O daha iyi gelecektir.

Hayata İyi Seyirler...

31 Aralık 2012 Pazartesi

"Taxi 3"teki Noel Baba Çetesi Kim???

Hayatta bazen ilginç tesadüflere rastlanır. Bugün derse girdiğiim sınıfın birinde çok az öğrenci olduğu için (yılbaşı firarları) öğrencilerin film izleme taleplerine okey dedim. Bilgisayarımı açtım, film listeme bir göz attım, izletebileceğim tek film “Taksi 3” tü. Yıllar önce izlemiş olduğum filmin konusunun “Noel Baba Operasyonu” olduğunu, ancak filmin jeneriğini izleyince hatırladım. Yılbaşı için uygun bir film.

2003 yapımı “Taksi 3”e bir bakalım. Bizim şu şaşkın polis Emilien'in başı bu kez “Noel Baba Çetesi”yle dertte. 8 ay boyunca noel baba kıyafetleri giyip 37 soygun yapan ama hiç iz bırakmayan çete yüzünden hayatı kabusa dönen Emilien, özel hayatıyla ilgili çok ilginç şeyler de öğrenir. Emilien'in eski dostu Taksi şoförü Daniel de çete işi için Emilien'e yardım etmeye kalkınca komik bir aksiyon başlar.

Baştan söyleyeyim, filmde onlarca espiri yapılıyor, ama sadece bir kaçı güldürüyor. Neden olduğunu ben de anlamadım. İlginç değil mi? Ayrıca filmin bir de konuk oyuncusu var, sürpriz bir isim: Sylvester Stallone.

Bu filmi anlamak için ilk iki filmi izlemeniz gerekmiyor. Çünkü karakterler aşağı yukarı aynı, ama olaylar tamamen farklı.

Yürekten tavsiye edebileceğim bir film değil. Yapacak bir şeyiniz yoksa izleyebilirsiniz. O kadar.

Hayata İyi Seyirler...

30 Aralık 2012 Pazar

"Yargıç Dredd"leri Kıyaslayalım Mı???

Daha önce bir yazımda 90'larda çekilen "Gerçeğe Çağrı" ile 2000'lerde çekilen "Gerçeğe Çağrı"yı kıyaslamıştık. http://yaseminnewsted.blogspot.com/2012/11/gercege-cagrlar-kyaslayalm-m.html (O yazının çok reyting aldığını söylesem fena olmayacak.) O yazıda sunduğum tezi kuvvetlendiren bir kıyaslama daha yapmak istiyorum. "Yargıç Dredd" (Dredd) filmleri...
Bir kere Dredd'in aslında bir çizgi roman kahramanı olduğunu belirteyim. Suç oranının çok yüksek olduğu bir gelecekte, suçlularla başa çıkabilmek için hızlı bir yola ihtiyaç vardır: Suçluları hem yakalamakla, hem de infaz etmekle sorumlu polisler, yani "Yargıçlar". Ama bunların en ünlüsü Yargıç Dredd'dir. Çünkü o her zaman doğru adamı yakalar ve doğru cezayı infaz eder. Asla yanılmaz. Dredd, bu kurguya dayanır.

1995'te çekilen "Yargıç Dredd" (Judge Dredd) adlı filmde bu kurguya büyük oranda bağlı kalınmıştı. Sylvester Stallone'un canlandırdığı Dredd kötüleri avlamakla meşgulken, kötüler onu avlamıştı. Dredd hatalı bir infaz yapmış, kariyerine yakışmayan bu lekeyi temizlemek zorunda kalmıştı. Aynı zamanda da kendi geçmişiyle ilgili hiç bilinmeyen bir gerçek, su yüzüne çıkmıştı. Yargıç Dredd'in senaryosu ve kurgusu güzeldi, ancak çoğu Stallone filminde olduğu gibi "Stallone" ismi filmin önüne geçiyordu. Filmin reytinglerinin çok yüksek olmamasının en önemli sebebi bu olsa gerek.

Gelelim 2012 yapımı "Dredd"e. Kurgu aynı olmakla beraber bu kez senaryo daha farklı. Dredd bu kez yanına çaylak bir yargıç olan Anderson'ı alır ve Mega City 1 denen 200 katlı bloktaki sorunu çözmeye gider. Sorun ne midir? Ma Ma isimli psikopat bir kadını ve onun çetesini infaz etmektir. Çünkü psikopat grup Slo-Mo (Slow Motion) adında bir uyuşturu madde üretip dağıtımını yapmaktadırlar. Senaryo bu. Peki bu filmin üstünlüğü nerede? Basit: Film 3D. Teknolojik olarak açık ara üstün. Çok daha göz doldurucu. Kostümler bariz bir şekilde daha gösterişli. Üstelik kötü adamlar daha kötü. Psikopatlar daha psikopat. Dredd ise başrol oyuncusuyla değil, Dredd adıyla ön planda. (Dredd'i oynayan Karl Urban, Yüzüklerin Efendisi'nin Eomer'i).

Filmleri yan yana getirdik. Ölçtük, biçtik. Uzun bir yazı olduğunun farkındayım. Okumak zor geliyorsa izleyin. Ama sadece yeni "Dredd"i.

Hayata İyi Seyirler...

21 Ekim 2012 Pazar

"Cehennem Melekleri" Uçsun mu???

Daha 13-14 yaşlarındayken defterlerime Sylvester Stallone'un çıkartmalarını yapıştırırdım. Tabi Arnold'ın da. Ve tabi Bruce Willis'in de. E bazen Van Damme'nin ve ara sıra Chuck Norris'in de. Bu çatlak adamların hepsini, buna ilaveten Jet Li ve Jason Statham'ı, tek bir filmde göreceğimi tahmin bile edemezdim. Ama delinin biri çıktı ve hem yazdı, hem yönetti, hem yaptı hem de oynadı. Bu deli: Stallone'du.

Kendisi 2010'da tüm bu isimleri derledi toparladı; sıradan ama güzel bir senaryo yazdı; espirilerle süsledi; vuruşma, çatışma, patlama, patlatma, restleşme, dayanışma, kaçma, kovalama sahneleri koydu . Sonra da “The Expendables”ı (Cehennem Melekleri'ni) piyasaya sürdü.

İki yıl sonra, filmin yeterince reaksiyon aldığını görünce aynı ekibe bir kaç “marka” isim daha ekleyip ikinci filmi de çekti. Ayrıca bu filmde aksiyon miktarı bir kuple daha artırıldı ve alın size “The Expendables 2” ortaya çıktı.

Filmlerdeki espirileri anlayabilmeniz için bu adamların eski filmlerini de izlemiş olmanız gerekiyor. Benim bu konuda pek eksiğim olmadığı için filmlerin ikisini de severek izledim. Size de tavsiye ediyorum.

Hayata İyi Seyirler...